Masallar

Deniz Kızının Gözyaşından Doğan İnci

Deniz Kızının Gözyaşından Doğan İnci

Bir zamanlar, denizlerin en derin yerinde, mercanlardan bir saray varmış. Bu sarayda küçük bir deniz kızı yaşarmış. Adı Maviş’miş. Maviş’in pulları ay ışığı gibi parlar, saçları yosunlar gibi dalga dalga akarmış. En sevdiği şey, deniz yıldızlarıyla oyun oynamak ve balıklarla dans etmekmiş. Ama Maviş’in bir de gizli bir merakı varmış. Yukarıdaki dünyayı, güneşi ve insanları çok merak edermiş. Babası kral, ona sürekli “Sakın yüzeye çıkma,” dermiş. Ama Maviş, her gece ayın denize vuran gümüş yoluna bakıp iç çekermiş.

Bir gün, dayanamamış ve usulca yüzeye doğru yüzmüş. Suyun yüzüne çıktığında, gözlerine o kadar parlak bir ışık vurmuş ki, bir an nefes alamamış. Tam karşısında, kocaman bir gemi varmış. Geminin güvertesinde, elinde fenerle bir kız çocuğu duruyormuş. Kızın adı Ela’ymış. Ela, Maviş’i görünce önce korkmuş, sonra el sallamış. Maviş de gülümseyerek el sallamış. İşte o an, gökyüzünde bir şimşek çakmış ve korkunç bir fırtına başlamış. Dalgalar dev gibi olmuş. Gemi bir o yana bir bu yana sallanmış. Maviş, Ela’nın düşmek üzere olduğunu görmüş. Hızla yanına yüzmüş ve onu sırtına almış. Ama bir dalga öyle sert vurmuş ki, Maviş’in elindeki küçük bir inci kutusu suya düşmüş ve kaybolmuş. Bu kutu, Maviş’in annesinden ona kalan tek hatıraymış.

Maviş, Ela’yı kıyıya kadar götürmüş. Sonra hızlıca suya geri dönüp kaybettiği kutuyu aramaya başlamış. Günlerce aramış, her mercanın altına bakmış, her mağarayı kontrol etmiş. Ama kutuyu bir türlü bulamamış. O kadar çok üzülmüş ki, gözlerinden iri iri inciler dökülmeye başlamış. Bu inciler, o kadar berrak ve parlarmış ki, denizin dibini aydınlatırmış. Bir sabah, bir yengeç ona seslenmiş: “Maviş, neden bu kadar üzgünsün?” Maviş, başından geçenleri anlatmış. Yengeç gülmüş ve “Senin gözyaşların inciler kadar değerli. Ama asıl inci, kalbindeki cesarettir,” demiş.

Tam o sırada, suyun içinde bir ışık belirmiş. O ışık, Ela’nın gemisinden düşen fenerin ışığıymış. Maviş, fenerin yanına yüzünce, kaybettiği kutuyu bir kayanın dibinde bulmuş. Kutu hâlâ sağlammış ve içindeki inci, hiç bozulmamış. Ama Maviş, fark etmiş ki, gözyaşlarından dökülen inciler de birer birer birleşip kocaman, pırıl pırıl bir inciye dönüşüyormuş. Bu inci, deniz kızının gözyaşından doğan inciymiş. Maviş, bu incinin içinde kendi cesaretini ve Ela’ya duyduğu sevgiyi görmüş. Artık üzgün değilmiş. Çünkü anlamış ki, bazen kaybettiklerimiz, bize daha büyük bir hazine getirir. İşte o günden sonra, Maviş her gece yüzeye çıkar, Ela’ya el sallar ve ikisi de gökyüzündeki yıldızlara bakarak gülümserlermiş.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu