Yumuşacık Battaniyede Tatlı Rüyalar


Bir varmış, bir yokmuş. Gece olmuş, gökyüzü yıldızlarla dolmuş. Küçük bir odada, yumuşacık bir battaniyenin altında, minik bir kız uyumaya hazırlanıyormuş. Battaniyesi o kadar yumuşakmış ki, içine girdiğinde kendini bulutların üstünde bir kuş gibi hafif hissediyormuş. Ama bu akşam bir sorun varmış. Gözleri kapanmak bilmiyor, bir türlü uyku gelmiyormuş.
Kız, battaniyesine biraz daha sıkı sarılmış. Battaniyenin her bir tüyü onu okşuyor, sanki ona “Korkma, ben buradayım” diyormuş. Tam o sırada odanın köşesinde bir kıpırtı olmuş. Küçük bir fare, patilerinde minik bir fenerle belirmiş. “Merhaba,” demiş fare. “Neden uyumuyorsun?” Kız, “Uyuyamıyorum,” diye fısıldamış. “Gözlerim açık, rüyalarım da gelmiyor.” Fare gülümsemiş. “Belki de battaniyenin sana anlatacağı bir hikaye vardır,” demiş.
Kız önce şaşırmış. Bir battaniye nasıl hikaye anlatırmış ki? Ama sonra, yumuşacık kumaşın içinde bir ses duyar gibi olmuş. Battaniye ona, uzak bir ormandan, rengarenk çiçeklerden ve bir tavşan ailesinden bahsediyormuş. Her bir dikişi bir macerayı fısıldıyormuş. Kızın göz kapakları yavaşça ağırlaşmış. Fare, fenerini söndürmüş ve “İyi geceler,” demiş.
Kız, battaniyesine iyice gömülmüş. Artık gözlerini kapatmış, nefes alışverişi düzenli bir hale gelmiş. Battaniyenin sıcaklığı, onu saran bir koruyucu gibiymiş. O gece, tatlı rüyalar onu bulmuş. Herkes uykunun derinliklerinde kaybolmuş. Sabah olduğunda ise, kız gülümseyerek uyanmış. Battaniyesine sarılıp, “Teşekkür ederim,” demiş. Çünkü biliyormuş ki, yumuşacık bir battaniye bazen en iyi arkadaştır.



