Ayçiçeğinin Güneşe Olan Sevgi Dolu Bakışı


Bir varmış bir yokmuş. Güneşin en sevdiği çiçekler varmış. Onların adı ayçiçeğiymiş. Her sabah erkenden uyanır, gözlerini güneşe açarlarmış. Minik bir ayçiçeği, sarı yapraklarıyla titreşirmiş rüzgârda. Güneşi o kadar çok severmiş ki, başını hiç çevirmez, hep onun ardından bakarmış. Gündüz boyunca güneşin hareketini izler, gökyüzünde döner dururmuş. Bu onun için bir oyun değil, kalbinin en derin hissiymiş.
Bir gün hava aniden kararmış. Bulutlar gökyüzünü kaplamış. Küçük ayçiçeği çok üzülmüş. Güneşi göremeyince yaprakları sarkmış, başı öne eğilmiş. Neredesin güneş, diye fısıldamış. Tam o sırada bir yağmur damlası yanağına düşmüş. Damla ona şöyle demiş: Merak etme, güneş bulutların arkasında seni izliyor. Sen ona bakmasan da o sana gülümsüyor. Bu sözler küçük çiçeğe umut vermiş. Beklemeye başlamış sabırla. Derken bir rüzgâr esmiş, bulutları dağıtmış. Güneş yeniden belirmiş. Ayçiçeği sevinçle başını kaldırmış. Yaprakları yeniden parlamış.
O günden sonra ayçiçeği her sabah daha bir hevesle uyanırmış. Güneşin her ışıltısını kalbinde hisseder, her gün batımında yavaşça uykuya dalarmış. Gece olunca yıldızlar ona ninni söyler, ay ışığı yapraklarını okşarmış. Ama o hep güneşin sıcaklığını özler, sabahı dört gözle beklermiş. İşte bu yüzden, derlermiş ki ayçiçeği güneşe âşıktır. Onun sevgisi, gökyüzündeki en parlak yıldızdan bile büyüktür. Ve bu sevgi, sonsuza dek sürecek bir masal gibidir.



