Gizemli Kütüphanede Uyuyan Kitaplar


Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, ormanın en derin yerinde eski bir kütüphane varmış. Bu kütüphanenin duvarları sarmaşıklarla kaplıymış ve kapısı herkese açık değilmiş. İçerideki raflarda uyuyan kitaplar varmış. Bu kitaplar, üzerlerine toz konduğu için değil, okuyan olmadığı için uyurlarmış. Her kitabın içinde farklı bir rüya saklıymış. Küçük bir çocuk olan Ela, bir gün bu gizemli kütüphaneyi keşfetmiş. Kapıyı araladığında içeriden hafif bir mırıltı duymuş. Sanki kitaplar ona sesleniyormuş.
Ela, cesaretini toplayıp içeri girmiş. Raflar o kadar yüksekmiş ki tepelerini görmek mümkün değilmiş. Bir kitap, diğerlerinden biraz daha fazla ışıldıyormuş. Ela o kitabı yavaşça çekmiş. Kitap açılır açılmaz içinden minik bir ateş böceği uçmuş. Ateş böceği, Ela’nın etrafında dönüp durmuş. “Beni uyandırdığın için teşekkür ederim,” demiş. Meğer her kitap uyandığında içinden bir hikaye canlanırmış. Ela, o gün ormanda yaşayan bir sincabın maceralarını dinlemiş. Sincap, cevizini kaybetmiş ve onu aramak için tüm ormanı gezmiş. Ela, bu hikayeyi dinlerken kendini ormanda koşarken hayal etmiş.
Ela her gün kütüphaneye gelmiş. Her gelişinde farklı bir kitabı uyandırmış. Bir gün bir kitap açtığında içinden kocaman bir bulut çıkmış. Bulut, kütüphanenin tavanına kadar yükselmiş ve orada usulca yağmur yağdırmış. Yağmur damlaları yere düştüğünde küçük çiçeklere dönüşmüş. Başka bir gün ise bir kitaptan bir deniz kabuğu sesi duyulmuş. O ses, dalgaların kıyıya vuruşunu anlatıyormuş. Ela, bu sesleri duydukça dünyanın ne kadar büyük ve güzel olduğunu anlamış. Artık kütüphane onun en sevdiği yermiş. Çünkü orada her kitap, ona yeni bir arkadaş ve yeni bir macera sunuyormuş.



