Defne ve Uçan Kelebeklerin Arkadaşlık Günü


Bir sabah Defne, uyandığında odasının penceresinin hafifçe açık olduğunu fark etti. İçeriye tatlı bir çiçek kokusu giriyordu. Birden pembe ve mavi kanatlı minik bir kelebek perdenin kenarına kondu. Defne gözlerini ovuşturdu ve sessizce ona baktı. Kelebek sanki onu çağırıyormuş gibi kanatlarını çırpıp tekrar dışarı uçtu. Defne, yatağından fırladı ve bahçeye koştu. Bahçedeki papatyaların üzerinde üç tane daha kelebek vardı. Hepsi birden havaya yükseldi ve Defne’nin etrafında dönmeye başladı. Bu, onların arkadaşlık günü için bir davetti aslında. Defne, kelebeklerin peşinden yürümeye başladı. Onlar onu evlerinin arkasındaki küçük koruluğa götürdü. Orada, güneş ışıklarının ağaçların arasından süzüldüğü bir açıklık vardı. Kelebeklerden biri Defne’nin omzuna kondu ve fısıldar gibi bir ses çıkardı. Defne anladı ki gerçek arkadaşlık bazen en beklenmedik anda ve en küçük yaratıklarla başlarmış. O gün boyunca kelebeklerle oynadı, onların dansını izledi ve onlara şarkılar söyledi. Akşam olurken, kelebekler Defne’yi evine kadar uçarak yolladı. Defne o gece yatağına yattığında, kalbinin içinde bir kelebek kanadı gibi hafif ve mutlu bir his vardı. Arkadaşlık günü, en güzel sürprizlerle doluydu.



