Masallar

Gökkuşağından Sallanan Salıncak

Gökkuşağından Sallanan Salıncak

Bir varmış, bir yokmuş. Küçük bir köyün kıyısında, Ela adında bir kız çocuğu yaşarmış. Ela’nın en sevdiği şey, yağmurdan sonra çıkan gökkuşaklarını izlemekmiş. Her seferinde rengârenk çizgilere dalıp gider, parmaklarıyla onlara dokunmak istermiş. Bir gün, bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağmış. Sonra güneş birden bulutların arasından sızmış. Gökyüzünde kocaman bir gökkuşağı belirmiş. Ela heyecanla dışarı fırlamış. O sırada rüzgâr hafif hafif esiyor, ıslak çimenler ayaklarını gıdıklıyormuş.

Ela gökyüzüne bakarken, gökkuşağının tam ortasında bir şey fark etmiş. Küçücük bir ip sallanıyordu renklerin arasında. Önce gözlerine inanamamış. Sonra ipin ucunda bir salıncak olduğunu görmüş. Tahtası gökkuşağının her renginden bir parçaymış: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor. Bu bir rüya mı diye düşünmüş Ela. Ama salıncak gerçekten oradaydı ve sanki onu çağırıyordu. Küçük bir kuş, salıncağın yanına konmuş. “Korkma,” demiş kuş, “bu salıncak senin gibi hayal kuran çocuklar için.” Ela derin bir nefes almış. Elleriyle ipi sımsıkı tutmuş ve yavaşça oturmuş.

Salıncak ilk başta hafifçe sallanmış. Sonra rüzgâr ona yardım etmiş. Her sallanışta renkler değişiyordu. Yukarı çıkarken gökyüzü mora, aşağı inerken yeşile boyanıyormuş. Ela önce biraz korkmuş, kalbi hızlı hızlı atmış. Ama sonra gülmeye başlamış. Çünkü salıncak onu bulutların arasında gezdiriyordu. Bir bulut pamuk gibi yumuşacıkmış. Bir diğeri sanki içinden şeker akıyormuş. Ela bir an için dünyadaki her şeyi unutmuş. Sadece sallanmak, gökyüzünde süzülmek istemiş.

Tam o sırada salıncak durmuş. Ela’nın önünde küçük bir kapı belirmiş. Kapı gökkuşağının en sonundaki altın sarısı renkten yapılmış. Acaba içeride ne var diye merak etmiş Ela. Kapıyı yavaşça itmiş. İçeriden çok tatlı bir melodi geliyormuş. Burası, gökkuşağının kalbiymiş. Her rengin küçük bir ışığı varmış ve bu ışıklar dans ediyormuş. Ela’nın gözleri kamaşmış. “Bu kadar güzel bir yer olabileceğini hiç düşünmezdim,” diye fısıldamış. Işıklardan biri ona yaklaşmış. “Sen de bizimle oynar mısın?” diye sormuş. Ela mutlulukla başını sallamış. O gün akşama kadar gökkuşağının kalbinde oynamış, şarkılar söylemiş. Sonra salıncağına dönüp usulca evine inmiş. O gece yatağında yatarken, salıncağın ipi hâlâ avucunun içindeymiş. Belki de yarın yine gökkuşağına çıkabilirmiş. Kim bilir?

Sıkça Sorulan Sorular

Ela'nın salıncağı nasıl buldu?
Ela, gökkuşağının ortasında bir ip sallandığını görerek salıncağı keşfetti.
Salıncak Ela'ya neler hissettirdi?
Salıncak, Ela’ya mutluluk ve heyecan hissettirdi, bulutların arasında süzüldü.
Gökkuşağının kalbinde neler oldu?
Ela, gökkuşağının kalbinde ışıklarla oynadı ve şarkılar söyledi.
Ela salıncağa dönerken ne düşündü?
Ela, belki de yarın yine gökkuşağına çıkabileceğini düşündü.
Salıncağın rengi nasıldı?
Salıncağın tahtası gökkuşağının her renginden bir parçayla yapılmıştı.


İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu