Gökyüzüne Ulaşan Balonun Sıcak Hikayesi


Bir varmış bir yokmuş. Küçük bir kasabada, mavi çatılı bir evin bahçesinde, küçük bir kız yaşarmış. Adı Ela’ymış. Ela’nın en sevdiği şey, gökyüzüne bakmaktı. Özellikle de akşamları, güneşin battığı o turuncu ve pembe zamanlarda.
Bir gün, babası ona bir balon getirmiş. Kocaman, kırmızı bir balon. Ela çok sevinmiş. Balonu şişirmişler, sonra Ela ipi sıkıca tutmuş. “Hadi, biraz uçuralım!” demiş babası. Ela balonu bırakmış. Balon havalanmış, hafifçe sallanarak yükselmeye başlamış. Ama bir anda rüzgar çıkmış. Poof! Balon Ela’nın elinden kaçmış. “Balonum! Balonum gidiyor!” diye ağlamış Ela. Babası ona sarılmış. “Üzülme, belki bir maceraya çıkmıştır,” demiş.
Balon gerçekten de bir maceraya çıkmış. Rüzgar onu alıp götürmüş. Bir ormanın üzerinden geçmiş. Ormanda bir tavşan görmüş. Tavşan başını kaldırıp balona bakmış. “Ne kadar güzel bir şey bu?” diye mırıldanmış. Sonra balon bir nehrin üzerinden uçmuş. Nehirdeki balıklar suyun içinden ona el sallamış gibi olmuş. Balon biraz daha yükselmiş, bir bulutun yanına sokulmuş. Bulut yumuşacıkmış. Balon bir süre bulutun yanında dinlenmiş.
Derken bir kuş gelmiş yanına. “Merhaba, küçük balon,” demiş kuş. “Nereye gidiyorsun böyle?” Balon cevap verememiş tabii. Sadece rüzgarla savruluyormuş. Ama kuş onu anlamış. “Sanırım sen kaybolmuş bir balonsun,” demiş. “Gel, sana yardım edeyim.” Kuş, gagasıyla balonun ipini tutmuş. Onu tekrar Ela’nın evine doğru götürmeye başlamış.
Ela hâlâ bahçede oturuyormuş. Gözleri yaşlı, gökyüzüne bakıyormuş. Birden, uzakta kırmızı bir nokta görmüş. “Baba, baba! Bak, balonum geri geliyor!” Kuş, balonu yavaşça aşağı bırakmış. Ela koşup balonunu yakalamış. “Teşekkür ederim, küçük kuş!” diye bağırmış. Kuş da keyifle kanat çırpıp uçup gitmiş. O günden sonra Ela, balonunu çok daha sıkı tutmuş. Ama aklı hep o maceradaymış. Her balonun içinde bir hikaye saklı olduğunu biliyormuş artık.



