Minik Tavşan Yeni Bir Dost Ediniyor


Bir zamanlar, yemyeşil bir ormanın kıyısında, minik, yumuşacık bir tavşan yaşarmış. Bu minik tavşanın tüyleri pamuk gibi bembeyazmış ve kulakları her zaman dik dik dururmuş. O, ormanda yaşayan diğer hayvanları izlemeyi çok severmiş. Ama içinde bir türlü geçmeyen bir yalnızlık varmış. En büyük hayali, kendisiyle oynayacak, maceralara atılacak bir dost bulmaktı. Her gün aynı yoldan yürür, aynı çiçekleri koklar ve aynı ağacın gölgesinde dinlenirmiş. Bir gün, her zamanki gibi çayırda zıplarken, minik bir ses duymuş. Bu ses, tanıdık gelen neşeli bir cıvıltı değilmiş. Daha çok, hüzünlü ve ince bir fısıltı gibiymiş. Merakla sesin geldiği tarafa doğru kulaklarını dikmiş ve yavaşça yaklaşmış.
Çalıların arasında, tüyleri hafifçe dağılmış, minicik bir kirpi oturuyormuş. Kirpi, minik tavşanı görünce irkilmiş ama hemen sonra gözlerinde bir umut ışığı belirmiş. “Merhaba,” demiş minik tavşan usulca. “Neden bu kadar üzgünsün?” Kirpi, başını kaldırıp “Kayboldum,” diye fısıldamış. “Ailemin yanından ayrıldım ve şimdi onları bulamıyorum.” Minik tavşan, kirpinin bu sözlerine çok üzülmüş. Hemen yanına sokulmuş ve ona yardım etmek istediğini söylemiş. İlk başta biraz tedirgin olan kirpi, tavşanın sıcak ve samimi bakışlarına dayanamamış. Birlikte aramaya karar vermişler.
Minik tavşan, kirpiye ormanın en güzel köşelerini göstermiş. Birlikte yaprakların altına bakmışlar, minik derelerin kenarında yürümüşler. Tavşan, “Korkma,” demiş. “Birlikte her yeri bulabiliriz.” Kirpi de tavşana, dikenlerinin arasında sakladığı küçük meyveleri göstermiş. Zaman geçtikçe, ikisi de yalnızlıklarını unutmuş. Minik tavşan, ilk kez bir arkadaşıyla birlikte olmanın ne kadar güzel olduğunu hissetmiş. Birlikte atlarken, gülerken ve keşfederken, dostluğun en büyük macera olduğunu anlamışlar. Kirpinin ailesini bulma yolculuğu, onların en değerli anılarından biri haline gelmiş.



