Masallar

Uykucu Ayının Uyanmak İstediği Sabah

Uykucu Ayının Uyanmak İstediği Sabah

Bir varmış bir yokmuş. Ormanın en derin, en sessiz köşesinde; yosun kokulu bir mağarada minik bir ayı yavrusu uyuyormuş. Adı Pofuduk’muş. Pofuduk, kış uykusundan uyanmak istiyormuş ama bir türlü gözlerini açamıyormuş. Göz kapakları sanki iki minik taş gibi ağırlaşmış. Burnunun ucuna bir güneş ışığı huzmesi düşmüş. Sıcak mı sıcak. Pofuduk burnunu kırıştırmış. Sonra bir kulağını oynatmış. Ama uyanamamış. Mağaranın dışından kuş sesleri geliyormuş. Cik cik cik. Pofuduk’un karnı guruldemiş. O sesi duyunca içinden bir istek uyanmış. Belki de uyanma vakti gelmiştir diye düşünmüş.

Tam o sırada mağaranın ağzında bir fısıltı duyulmuş. Küçük bir sincap kafasını mağaradan içeri uzatmış. “Pofuduk, hadi uyan artık,” demiş. “Bahar geldi. Çiçekler açtı. Kelebekler uçuyor.” Pofuduk gözlerini aralamış. Ama hemen tekrar kapatmış. “Çok tatlı geliyor,” diye mırıldanmış. “Ama yatak çok sıcak. Üşengeçlik beni bırakmıyor.” Sincap gülmüş. “O zaman sana bir şarkı söyleyeyim,” demiş. Sincap, minik patileriyle tempo tutarak neşeli bir bahar şarkısı söylemeye başlamış. Şarkıda kardelenlerden, akan derelerden ve yeni doğan bebek çiçeklerden bahsediyormuş. Pofuduk’un kuyruğu hafifçe kıpırdamış. Şarkıyı çok sevmiş. Ama gözleri hâlâ kapalıymış.

Derken dışarıdan bir koku gelmiş. Mis gibi bal kokusu. Pofuduk’un burnu hemen havaya kalkmış. “O da ne?” diye sormuş. Sincap heyecanla atlamış. “Arılar yeni bal yaptı! Çiçeklerin özüyle yapılmış sıcacık bir bal.” Pofuduk’un ağzı sulanmış. “Bal mı?” demiş. “Ben balı çok severim.” Ama yine de yerinden kalkmak istememiş. Yorgan niyetine sardığı yosunların altına iyice gömülmüş. Sadece burnu ve bir kulağı dışarıda kalmış. “Belki bal buraya gelir,” diye hayal kurmuş. Sincap başını iki yana sallamış. “Bal yürüyerek gelmez Pofuduk. Onu senin gitmen gerek.”

Pofuduk biraz düşünmüş. Sonra içinden bir cesaret toplamış. Önce bir patisini yosunların arasından çıkarmış. Patisi havaya kalkmış. Sonra diğer patisini çıkarmış. İki patisiyle gerinmiş. “Uuuaaahh,” diye esnemiş. O esnerken ağzı o kadar büyümüş ki küçük bir sinek içeri girebilirmiş. Sonra gözlerini iyice açmış. Mağaranın tavanındaki sarkıtları görmüş. Üzerlerinde minik su damlacıkları parlıyormuş. “Günaydın dünya,” demiş Pofuduk. Sesi biraz boğuk çıkmış. Çünkü çok uzun süre konuşmamış. Sincap sevinçle zıplamış. “Sonunda uyandın! Hadi dışarı çıkalım.”

Pofuduk ayağa kalkmış. Ama bacakları titriyormuş. Kış uykusu onu zayıflatmış. İlk adımını atarken sendelemiş. Sincap hemen yanına koşup destek olmuş. “Yavaş yavaş alışırsın,” demiş. Pofuduk mağaranın ağzına doğru yürümüş. Her adımda vücudu biraz daha canlanmış. Mağaranın girişine geldiğinde gözleri kamaşmış. Güneş pırıl pırıl parlıyormuş. Gökyüzü masmaviymiş. Ağaçların dalları yeni yapraklarla süslenmiş. Bir serçe dalda şarkı söylüyormuş. Pofuduk derin bir nefes almış. “Ne güzel bir sabah,” demiş. Artık uyanmak istediği sabah tam da bugünmüş. Karnı guruldamaya devam ediyormuş. Ama içinde bir mutluluk varmış. Balın kokusu hâlâ burnundaymış. Sincabın elinden tutmuş. “Hadi gidelim,” demiş. İkisi birlikte ormanın içine doğru yürümüşler. Pofuduk’un her adımıyla birlikte orman da uyanmış. Yapraklar hışırdamış, dereler şırıldamış. Uykucu ayı nihayet uyanmıştı ve önünde kocaman bir macera onu bekliyormuş.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu