İrem’in Nehir Kenarındaki Müzik Kutusu


İrem, nehir kenarındaki büyük söğüt ağacının altında oturuyordu. Elinde küçük, eski bir müzik kutusu vardı. Kutu tahtadan yapılmıştı ve üzerinde pembe, küçük çiçek resimleri vardı. Kapağını açtığında içinden yumuşak bir melodi yükseldi. Bu melodi, rüzgarın sesine benziyordu. Nehir de sanki bu müziği duymuş gibi daha hızlı akmaya başladı.
İrem kutuyu ilk kez büyükannesinden almıştı. Büyükannesi, “Bu kutu sihirli değil,” demişti. “Ama içindeki şarkıyı dinlerken kendini çok özel hissedersin.” İrem şimdi o şarkıyı dinliyordu. Gözlerini kapattı ve nehrin suyunun şırıltısını duydu. Bir kuş yakındaki bir dala kondu ve başını eğip İrem’e baktı. Sanki müzik kutusunun melodisini dinliyor gibiydi.
Sonra bir şey oldu. İrem’in parmağı kutunun altındaki küçük bir düğmeye dokundu. Müzik birden durdu. İrem korktu. “Ne yaptım?” diye fısıldadı. Kutuyu salladı ama ses çıkmadı. Nehir bile durmuş gibiydi. Kuş uçup gitti. İrem’in kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Kutuyu tekrar açtı, kapattı, ama hiçbir şey değişmedi. Sadece sessizlik vardı.
İrem nehrin kenarında oturup beklemeye başladı. Belki biraz bekleyince kutu kendi kendine çalardı. Ama bekledikçe daha çok üzülüyordu. Tam eve dönmek üzere ayağa kalktığında, küçük bir örümcek gördü. Örümcek, kutunun üzerinde yavaşça yürüyordu. İrem örümceği izledi. Örümcek, kutunun kapağının altındaki küçük bir çatlağa girdi. Birkaç saniye sonra, müzik kutusu yeniden çalmaya başladı. Ama bu sefer melodi biraz daha farklıydı. Daha neşeli, daha hızlıydı. Nehir de yeniden akmaya başladı ve kuş geri döndü.
İrem çok mutlu oldu. Kutuyu göğsüne bastırdı ve nehre doğru gülümsedi. Büyükannesinin söylediği doğruydu: Kutu sihirli değildi ama içinde bir hikaye vardı. Ve o hikaye asla bitmezdi.



