Lina’nın Şeker Kokulu Bulutlarla Macerası


Bir varmış, bir yokmuş. Lina adında küçük bir kız, her gece gökyüzüne bakmayı çok severmiş. Gökyüzünde pamuk gibi bembeyaz bulutlar süzülürmüş. Ama Lina’nın en sevdiği şey, bulutların şeker gibi koktuğunu hayal etmekmiş. Bir akşamüstü, pencerenin kenarında otururken, hafif bir rüzgar yanağını okşamış. Rüzgarın getirdiği şeker kokusu o kadar güzelmiş ki Lina dayanamamış ve dışarı fırlamış. Bahçedeki çiçeklerin arasından koşarken, birden etrafı yumuşacık bir ışık sarmış.
Gözlerini ovuşturduğunda, pembe ve mavi renklerde parlayan bir bulutun önünde durduğunu görmüş. Bu sıradan bir bulut değilmiş. Üzerinde minik kapılar ve pencereler varmış. Bulutun içinden tatlı bir ses gelmiş: “Gel Lina, seni bekliyordum.” Lina cesaretini toplamış ve kapıyı aralamış. İçerisi bir masal diyarı gibiymiş. Duvarlar vanilyalı dondurma, yastıklar pamuk şeker, halılar ise çilekli jöle gibi yumuşacıkmış. Her yer tarçın, çikolata ve meyve kokuyormuş. Lina, bu tatlı diyarda yürürken ayaklarının altında yumuşacık bulutların dans ettiğini hissetmiş.
Tam o sırada, bir köşede ağlayan minik bir yaratık görmüş. Bu, bulutların bekçisi olan Pofuduk adında bir bulut tavşanıymış. Pofuduk, “Şeker bulutlarımızın tadı kaçtı,” diye hıçkırmış. “Çünkü içlerine yeterince neşe koyamıyoruz.” Lina hemen çözüm bulmuş. Neşe toplamak için bahçedeki gülen çiçeklerden, şarkı söyleyen kuşlardan ve kendi kalbindeki sevgiden bir avuç dolusu almış. Bunları Pofuduk’un yardımıyla bulutların içine üflemiş. Bir anda tüm bulutlar pırıl pırıl parlamış ve mis gibi şeker kokmaya başlamış. Pofuduk sevinçle zıplamış. Lina, bu maceranın tadını çıkarırken, evinin penceresinden annesinin sesini duymuş. Gözlerini açtığında odasında olduğunu fark etmiş. Ama yastığının altında minik bir şeker bulutu duruyormuş. O günden sonra Lina, her bulutun içinde bir macera saklı olduğunu bilerek uyumuş.



