Gökten Düşen Altın Yaprak Nasıl Bulundu?


Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yemyeşil bir ormanın kenarında küçük bir köy varmış. Bu köyde Bilge adında bir kız çocuğu yaşarmış. Bilge’nin en sevdiği şey, ormanda dolaşıp ağaçların altında yatan parlak taşları ve tüyleri toplamakmış. Bir gün sonbahar mevsimi gelmiş. Rüzgar, ağaçların yapraklarını bir bir sallamış. Sarı, kırmızı, turuncu yapraklar dans ederek yere düşmüş. Ama Bilge, dalların arasında bir tane çok özel yaprak olduğunu fark etmiş. Bu yaprak, diğerleri gibi sıradan bir yaprak değilmiş. Güneş vurdukça altın gibi parıldıyormuş. Yaprağın kenarları dantel gibi işlemeliymiş ve tam ortasında minik bir delik varmış.
Bilge, o yaprağı almak için uzanmış ama rüzgar bir anda esmiş ve yaprağı uçurmuş. Yaprak, bir tavşanın kulağının üzerinden, bir dere kenarındaki taşların arasına doğru süzülmüş. Bilge, “Dur, lütfen bekle!” diye bağırmış. Peşinden koşmuş. Taşların arasına girmiş ama yaprağı bulamamış. Bir kelebeğe sormuş. Kelebek, “Ben onu gördüm. Şu büyük meşe ağacının arkasına doğru uçtu,” demiş. Bilge, meşe ağacına doğru yürümüş. Ağacın kovuğuna bakmış. İçerisi karanlıkmış. Elini uzattığında yumuşacık bir şeye dokunmuş. Bir sincapmış bu. Sincap uyanmış ve “Ne arıyorsun burada?” diye sormuş. Bilge, altın gibi parlayan yaprağı anlatmış. Sincap, “Hımm, bu sabah bir yaprak başıma düştü. Rengi çok güzeldi. Onu yuvamın tepesine koydum,” demiş.
Bilge, sincabın yuvasına tırmanmış. Gerçekten de orada, yosunların üzerinde altın yaprak duruyormuş. Ama yaprak biraz buruşmuş ve tozlanmıştı. Bilge, yaprağı dikkatlice almış ve üzerine hafifçe üflemiş. Tozlar uçuşmuş. Yaprağın altın rengi yeniden parlamış. Tam o sırada, ağacın tepesinde duran bir baykuş ona seslenmiş: “Bu yaprak, bu ormanın en eski ağacının dalından koptu. Her yıl sadece bir tane böyle yaprak düşer. Onu bulan kişi, tüm kış boyunca kalbinde bir sıcaklık hisseder,” demiş. Bilge çok mutlu olmuş. Artık bu yaprak onundu. Ama bir sorun vardı. Yaprağın ortasındaki delik büyümüştü. Belki de bu yaprak, sadece bir süs değil, bir anahtardı. Bilge, delikten gökyüzüne bakmış. O anda, yaprağın aslında gökten düşen bir yıldızın küçük bir parçası olduğunu anlamış. Çünkü içinden geçen ışık, ona bambaşka renkler gösteriyormuş. O günden sonra Bilge, bu yaprağı hiç kaybetmemiş. Onu her akşam yastığının altına koymuş. Rüyalarında hep o altın yaprakla oynamış.



