Gizemli Mavi Kapının Ardında Hangi Masal Saklıydı?


Bir zamanlar, ormanın en kuytu köşesinde, sarmaşıklarla kaplı eski bir duvar vardı. Bu duvarın tam ortasında ise küçük, mavi bir kapı duruyordu. Kapı o kadar küçüktü ki sadece çocuklar içinden geçebilirdi. Üzerinde gümüş rengi yıldızlar ve hilaller vardı. Köydeki herkes bu kapıyı bilirdi ama kimse açmaya cesaret edemezdi. Ta ki küçük Ela, bir sabah erkenden kalkıp kapının önüne gidene kadar.
Ela, elindeki feneri sıkıca tuttu. Kapının tokmağı bir tavşan kulağı şeklindeydi. Hafifçe ittiğinde kapı gıcırdayarak açıldı. İçerisi öyle bir yerdi ki zamanın durduğu bir an gibiydi. Karşısında dev bir kitaplık uzanıyordu. Kitapların sırtlarında altın harflerle isimler yazılıydı. Ama en ilginç olanı, kitapların arasında bir patika olmasıydı. Ela, bu patikada yürümeye başladı. Ayaklarının altındaki yapraklar hışırdıyor, havada eski bir masalın kokusu vardı.
Patika onu bir odaya götürdü. Odada dev bir ayna vardı. Ama bu sıradan bir ayna değildi. Aynaya baktığında Ela, kendini değil, küçük bir ayı yavrusunun ormanda kaybolduğunu gördü. Ayı yavrusu ağlıyor, annesini arıyordu. Ela, bu manzarayı izlerken içinde bir sıcaklık hissetti. Tam o sırada aynanın yanındaki bir kitaplıktan bir kitap düştü. Kitabın adı “Kayıp Ayıcık”tı. Ela, kitabı açtı ve okumaya başladı. Her sayfada ayıcığın maceraları canlanıyor, Ela da bu maceranın bir parçası oluyordu.
Sonunda ayıcık, bir nehrin kenarında annesini buldu. İkisi de çok mutluydu. Ela da kitabı kapatıp gülümsedi. İşte o an anladı ki bu mavi kapının ardında, herkesin kendi kalbine göre bir masal saklıydı. Kimi kayıp bir dostu, kimi unutulmuş bir anıyı bulurdu. Ela, kapıdan dışarı çıktığında gökyüzü yıldızlarla doluydu. Artık biliyordu ki bu kapı her zaman onu bekleyecekti.



