Küçük Tavşanın Cesaret Dolu Orman Macerası


Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, yemyeşil bir ormanın kıyısında minik bir tavşan yaşarmış. Bu tavşanın adı Pofuduk’muş. Pofuduk her şeyden çok korkarmış. En ufak bir seste titrer, hemen annesinin tüylerine saklanırmış.
Bir sabah güneş ormanın üzerine altın gibi ışıklar saçarken, annesinin sesi duyulmuş. “Pofuduk, bugün büyükannen için ormanın öteki ucundaki yonca tarlasına gitmelisin. Sadece sen gidebilirsin.” Pofuduk’un minik kalbi küt küt atmaya başlamış. “Ama anne, orası çok uzak ve karanlık!” demiş. Annesi tatlı tatlı gülümseyerek, “Korkmana gerek yok,” demiş. “Cesaret, korkuyu yenmekle başlar.”
Pofuduk derin bir nefes almış. Minik patileri titrese de yola koyulmuş. İlk başta her şey çok güzelmiş. Kuşlar cıvıldıyor, kelebekler uçuşuyormuş. Ama sonra ormanın içi kararmaya başlamış. Ağaçların dalları birbirine giriyor, garip gölgeler oluşuyormuş. Tam o sırada bir çatırtı duymuş. Kocaman bir dal yere düşmüş. Pofuduk olduğu yerde donakalmış. Gözlerini sımsıkı kapatmış.
Bir süre sonra gözlerini açmış. Etrafına bakınmış. Dalın kırıldığını ama başka bir şey olmadığını görmüş. O an anlamış ki, korktuğu şeylerin çoğu aslında sandığı kadar büyük değilmiş. Yavaşça yoluna devam etmiş. Bir çalının arkasından tanıdık bir ses duymuş. Arkadaşı sincap Fındık ona sesleniyormuş: “Pofuduk, nereye böyle?” Pofuduk gururla, “Büyükanneme yonca götürüyorum,” demiş. Fındık ona bir ceviz vermiş. “Yolda acıkırsan yersin,” demiş.
Pofuduk bu sevgi dolu hediyeyle daha da cesaretlenmiş. Yürümüş, yürümüş. Sonunda dev bir meşe ağacının dibindeki yonca tarlasına varmış. Yeşil yapraklar güneşte parlıyormuş. En taze yoncaları toplamış ve sepetine doldurmuş. Dönüş yolunda artık hiç korkmuyormuş. Aklına oyunlar gelmiş, şarkılar mırıldanmış. Annesinin sözlerini hatırlamış: “Cesaret, korkuyu yenmekle başlar.”
Eve vardığında annesi onu kapıda karşılamış. Pofuduk sepeti uzatmış. Annesi onu kocaman bir kucaklamış. Pofuduk artık kendine güvenen bir tavşan olmuş. O günden sonra orman ona hiç de korkutucu gelmemiş. Tam tersine, her köşesinde keşfedilecek yeni bir macera varmış.



