Gözlüklü Kaplanın Masal Kitabı


Bir varmış bir yokmuş. Uzak bir ormanın kıyısında, küçük bir evde Gözlüklü Kaplan yaşarmış. Bu kaplanın kocaman, yuvarlak gözlükleri varmış. Gözlükleri olmadan hiçbir şey göremezmiş. Geceleri, yatağına uzanırken hep bir masal kitabı okurmuş.
Bir akşam, hava kararmış. Ay ışığı pencereden süzülüyormuş. Gözlüklü Kaplan, en sevdiği masal kitabını açmış. Ama sayfalar bomboşmuş! Hiçbir yazı yokmuş. Kaşlarını çatmış. Gözlüklerini silmiş. Yine de bir şey görememiş. “Ne oldu böyle?” diye sormuş kendi kendine. Sonra aklına bir fikir gelmiş. Belki de masallar, okuyanın hayal gücünde saklıymış.
Gözlerini kapatmış. Derin bir nefes almış. İçinden bir fil resmi geçirmiş. Fil, kocaman kulaklarıyla bir çiçeği kokluyormuş. Sonra bir tavşan görmüş. Tavşan, havuç tarlasında zıplıyormuş. Gözlüklü Kaplan’ın aklında bir sürü masal canlanmış. Sayfalar yavaş yavaş dolmaya başlamış. Artık kitabında rengarenk hikayeler varmış.
Ertesi gün, arkadaşı Zürafa ona sormuş. “Kitabın nasıl bu kadar güzel oldu?” Gözlüklü Kaplan gülümsemiş. “Her masal, içimizdeki bir dünyadan geliyor” demiş. O günden sonra, her gece yeni bir masal yazmış. Gözlüklerinin ardındaki gözlerle, hayal gücünün sınırsız olduğunu keşfetmiş. Ve böylece, ormanın en mutlu kaplanı olmuş.



