Masallar

Gökkuşağına Yolculuk Başlayan Küçük Kız

Gökkuşağına Yolculuk Başlayan Küçük Kız

Bir varmış bir yokmuş. Küçük bir evin bahçesinde, toprak yolda oturan bir kız varmış. Adı Ela’ymış. Ela, gökyüzüne bakmayı çok severmiş. Bir gün yağmur yağmış, sonra güneş açmış. İşte o zaman gökyüzünde rengarenk bir köprü belirmiş. Ela, bu köprünün ucuna ulaşmak istemiş. İçinde tarifsiz bir merak uyanmış. Hemen yanı başındaki küçük sepetini almış. Sepetin içine bir parça ekmek, bir şişe su ve en sevdiği mavi battaniyeyi koymuş. Sonra yola koyulmuş. Yürüdükçe etrafındaki çiçeklerin kokusu burnuna gelmiş. Kelebekler ona yol göstermiş. Bir süre sonra karşısına bir tavşan çıkmış. Tavşanın tüyleri bembeyazmış. Ela, tavşana sormuş: “Gökkuşağının ucuna nasıl giderim?” Tavşan cevap vermiş: “Önce şu küçük tepeyi aş, sonra fısıldayan ormana gir. Orada bir bilge baykuş var. O sana yolu tarif eder.” Ela, tavşana teşekkür etmiş. Tepeyi tırmanırken ayakları biraz yorulmuş ama pes etmemiş. Her adımda gökyüzüne biraz daha yaklaştığını hissetmiş. Ormanın girişinde ağaçların dalları bir tünel oluşturuyormuş. İçerisi loş ve sessizmiş. Yaprakların arasından süzülen güneş ışıkları yere minik altın paralar gibi dökülüyormuş. Ela, bu büyülü yerde yürürken bir anda ayaklarının altındaki yosunların yumuşadığını fark etmiş. Tam o sırada bir baykuş sesi duymuş. “Öt, öt.” Baykuş, en yüksek dala tünemiş, Ela’ya bakıyormuş. Ela derin bir nefes almış. Baykuşun gözleri altın sarısıymış. Ela, sepetinden çıkardığı bir cevizi ona uzatmış. Baykuş, başını eğmiş. Ela cesaretini toplamış ve sormuş: “Gökkuşağının sonundaki renklere nasıl varabilirim?” Baykuş, kanatlarını açmış. “Gökkuşağı bir yol değil, bir duygudur,” demiş. “Onu bulmak için koşmana gerek yok. Sadece kalbini aç ve etrafına iyi bak.” Ela bu sözleri anlamaya çalışmış. Tam o sırada yağmur yeniden başlamış. Ama bu seferki incecik, sıcak bir yağmurmuş. Güneş hala tepedeymiş. Ela başını kaldırdığında gökkuşağının tam ortasında durduğunu görmüş. Rengarenk ışıklar tenine değmiş. Ela, gökkuşağının aslında her yerde olduğunu anlamış. Sadece onu görecek gözlerle bakmak gerekiyormuş. Yere oturmuş. Mavi battaniyesini açmış. Ekmeğini bölüp bir parçasını baykuşa atmış. Gökyüzü, toprak ve rengarenk ışıklar arasında huzurla gülümsemiş. O günden sonra Ela, her yağmurdan sonra bahçeye çıkmış. Çünkü biliyormuş ki gökkuşağı, onu bekleyen bir yolculuğun sadece başlangıcıymış.

Sıkça Sorulan Sorular

Ela kimdir?
Ela, gökyüzüne bakmayı seven küçük bir kızdır.
Ela'nın sepetinde neler var?
Sepetinde bir parça ekmek, bir şişe su ve mavi battaniyesi vardır.
Ela, tavşana ne sordu?
Gökkuşağının ucuna nasıl gidebileceğini sordu.
Baykuş Ela'ya ne söyledi?
Gökkuşağının bir yol değil, bir duygu olduğunu söyledi.
Ela, gökkuşağını nasıl buldu?
Gökkuşağını görebilmek için kalbini açması gerektiğini öğrendi.


İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu