Uğurböceği Lila’nın Yeni Arkadaşı


Bir zamanlar, rengârenk çiçeklerle dolu bir bahçede, minicik bir uğurböceği yaşarmış. Adı Lila’ymış. Lila’nın kanatları, üzerinde yedi siyah beneği olan en güzel kırmızı renge sahipmiş. Her sabah güneşle birlikte uyanır, çiçeklerin üzerinde gezintiye çıkarmış. Ama Lila’nın bir üzüntüsü varmış. Bahçedeki diğer böceklerin çoğu küçük gruplar halinde oynarken, o hep yalnız gezermiş.
Bir gün, Lila bir papatyanın üzerinde dinlenirken, ipeksi bir ses duymuş. “Merhaba, neden bu kadar sessizsin?” diye sormuş bir tırtıl. Lila şaşırmış çünkü daha önce hiçbir tırtıl onunla konuşmamış. Tırtılın adı Pırıl’mış. Pırıl, yemyeşil bir vücuda ve minik sarı beneklere sahipmiş. Lila çekinerek cevap vermiş: “Kimse benimle oynamıyor.” Pırıl gülümsemiş. “O zaman ben senin arkadaşın olurum,” demiş. İşte bu andan itibaren Lila’nın hayatı değişmeye başlamış.
Pırıl ve Lila her gün birlikte maceralara atılmış. Bir gün, bahçenin en büyük ağacının altına saklanmış bir ceviz bulmuşlar. Lila, “Bu cevizi nasıl kırabiliriz?” diye sormuş. Pırıl, incecik bacaklarıyla cevizi itmeye çalışmış ama başaramamış. Lila kanatlarını çırparak yardım istemek için uçmuş. Tam o sırada bir karınca sürüsü geçiyormuş. Karıncalar, “Birlikte çalışırsak başarırız,” demişler. Hep birlikte cevizi itmişler, yuvarlamışlar ve sonunda kırmayı başarmışlar. İçinden çıkan taze ceviz, hepsine yetmiş. Lila, arkadaşlığın ne kadar güzel bir şey olduğunu o an anlamış.
Günler geçtikçe Lila’nın çekingenliği kaybolmuş. Bahçedeki diğer böcekler de ona alışmış. Bir kelebek, bir arı ve hatta bir örümcek bile Lila’nın arkadaş çevresine katılmış. Artık Lila, her sabah uyandığında kiminle oynayacağını düşünmekten mutluluk duyuyormuş. Pırıl ise bir gün bir koza örmüş ve içine girmiş. Lila, arkadaşının neden saklandığını anlamamış. Ama bir sabah, kozanın içinden rengârenk kanatları olan bir kelebek çıkmış. Bu Pırıl’mış! Lila çok sevinmiş. “Artık sen de uçabiliyorsun!” diye bağırmış. İki arkadaş, gökyüzünde birlikte süzülmüşler. Lila, yeni bir arkadaş bulmanın sadece oyun oynamak değil, aynı zamanda birlikte büyümek olduğunu öğrenmiş.
Bir akşamüstü, bütün arkadaşlar büyük bir yaprağın altında toplanmış. Lila, onlara bir teklifte bulunmuş: “Her hafta bir oyun günü yapalım mı?” Herkes bu fikri çok sevmiş. O gün, saklambaç oynamışlar. Lila, bir gülün yapraklarının arasına saklanmış. Pırıl onu bulana kadar çok eğlenmişler. Gün batarken, Lila gökyüzüne bakmış. Artık yalnız olmadığını biliyormuş. Bahçe, onun için bir evden çok daha fazlası olmuştu. Arkadaşlık, en küçük böceğin bile dünyasını aydınlatabilirmiş.



