Çiçeklerin Şarkı Söylediği Bahar Sabahı


Bir zamanlar, ormanın en renkli köşesinde minik bir tavşan yaşarmış. Adı Pofuduk’muş. Pofuduk, her sabah erkenden uyanırmış. Ama bu sabah farklıymış. Güneşin ışıkları perdeleri altın rengine boyamış. Pofuduk gözlerini ovuşturup dışarı bakmış. Çiçeklerin şarkı söylediği bir bahar sabahı başlamış. Kuşlar neşeyle ötüyor, arılar vızıldayarak dans ediyormuş.
Pofuduk, hemen bahçeye fırlamış. Her yer rengârenk çiçeklerle dolmuş. Laleler, papatyalar ve menekşeler birbirine karışmış. Ama bir şey dikkatini çekmiş. En güzel gülün yaprakları solgun ve üzgün duruyormuş. Pofuduk, minik patisiyle gülü okşamış. “Neden bu kadar üzgünsün?” diye sormuş. Gül hafifçe sallanmış ve şöyle demiş: “Güneşi göremiyorum, büyük bir bulut beni gölgeliyor.”
Pofuduk hemen yardım etmek istemiş. Arkadaşı sincap Fındık’ı çağırmış. Fındık, ağacın tepesine tırmanmış. Oradan bulutun aslında küçük bir pamuk şekeri olduğunu görmüş. Rüzgâr estiğinde bulut yavaşça kaybolmuş. Güneş yeniden parlamış. Gülün yaprakları canlanmış. Çiçeklerin hepsi birden şarkı söylemeye başlamış.
O gün Pofuduk ve Fındık, çiçeklerle birlikte bahçede oynamış. Her bir çiçek farklı bir melodi fısıldamış. Lale “çıt” demiş, papatya “pıt” demiş. Menekşe ise en tatlı sesiyle “vız” demiş. Akşam olduğunda Pofuduk yatağına uzanmış. Gözlerini kapatırken çiçeklerin şarkısı hâlâ kulağındaymış. O gece, rüyasında bile baharın neşesini duymuş.



