Uyumayan Şehirde Bir Gece Boyu Süren Dostluk


Bir varmış bir yokmuş. İstanbul’un ışıkları hiç sönmezmiş. O gece, gökyüzünde yıldızlar bile şehrin ışıklarına karışmış. Küçük bir kedi, Ayaz, Boğaz’ın kıyısında yürüyormuş. Minik patileri soğuk taşlara basarken, burnuna mis gibi simit kokusu gelmiş. O sırada, elinde fenerle dolaşan bir kız çocuğu görmüş. Kızın adı Elifmiş. Elif, fenerini sallayarak “Kim var orada?” diye sormuş. Ayaz, kuyruğunu dikmiş ve mırıldanarak yaklaşmış.
Elif, Ayaz’ın tüylerini okşamış. “Sen de mi uyuyamadın?” demiş. Ayaz, gözlerini kırpıştırarak cevap vermiş. İkisi birlikte yürümeye başlamış. Önce Galata Köprüsü’nün altından geçmişler. Orada bir balıkçı, oltasını sallıyormuş. Balıkçı onlara gülümsemiş ve bir parça ekmek vermiş. Ayaz, ekmeği koklamış ama yememiş. Onun yerine Elif’in elini yalamış. Dostluk böyle başlarmış işte. Sonra yokuş yukarı tırmanmışlar. Daracık sokaklarda, eski evlerin ışıkları dans ediyormuş. Bir kedinin miyavlaması, bir çocuğun kahkahası… Şehir uyumuyormuş ama onlar kendi masallarını yaratıyormuş.
Bir ara, Ayaz bir ara sokağa dalıvermiş. Elif, onu kaybedeceğini sanmış. Ama Ayaz, bir ağacın dibinde durup beklemiş. Elif, koşarak yanına gitmiş. “Nereye gidiyorsun?” diye sormuş nefes nefese. Ayaz, patisiyle yeri göstermiş. Orada, minik bir kutu varmış. Kutunun içinde, eski bir anahtar duruyormuş. Bu anahtar bir kapıyı açarmış. Elif, anahtarı almış ve merakla etrafına bakınmış. Tam o sırada, bir baykuş ötmüş. Baykuş, onlara yol göstermek ister gibi, tekrar ötmüş. Elif ve Ayaz, baykuşu takip etmiş. Yıldızların altında, bu iki dost, şehrin en eski çeşmesine varmış. Çeşmenin suyu, ay ışığında parıldıyormuş. Elif, anahtarı çeşmenin yanındaki küçük bir deliğe sokmuş. Bir tık sesi duyulmuş. Ve bir mucize olmuş.
Çeşmenin önünde minik bir ışık belirmiş. Işığın içinde, bir peri kızı duruyormuş. Peri, “Bu anahtarı bulan ilk dostsunuz,” demiş. “Dileklerinizi gerçekleştirebilirim.” Elif, “Ayaz’la hep arkadaş kalalım,” demiş. Ayaz da mırıldanmış. Peri gülmüş ve ışıklar saçarak kaybolmuş. O gece, uyumayan şehirde bir dostluk doğmuş. Elif ve Ayaz, sabaha kadar birlikte oynamış. Sonra güneş doğmuş. Şehir yavaş yavaş uyanmış. Ama onlar, o geceyi hiç unutmamış. Her gece, aynı saatte buluşmaya söz vermiş. Ve böylece, İstanbul’un ışıkları altında, iki dostun hikayesi başlamış.



