Yumuşacık Yastıkta Daldan Dala Uçan Kuşun Masalı


Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yemyeşil bir ormanın kenarında küçük bir kuş yaşarmış. Bu kuşun adı Pıtırcık’mış. Pıtırcık’ın en sevdiği şey, gün boyu daldan dala uçup şarkı söylemekmiş. Ama akşam olunca, minik kalbi bir başka şey için çarparmış. O da, yuvasındaki yumuşacık yastığına kavuşmakmış. Bu yastık, annesinin ona hediye ettiği, içi pamuk ve kuru yapraklarla dolu, mis gibi çam kokan bir yastıkmış. Pıtırcık her gece başını bu yastığa koyduğunda, kendini bulutların üstünde süzülüyormuş gibi hisseder, hemen uykuya dalarmış.
Bir sabah, güneş ormanın tepesine yeni yeni vururken, Pıtırcık her zamanki gibi uyanmış. Gözlerini ovuşturmuş, kanatlarını germiş. Ama o da ne? Yastığı yerinde yokmuş! Telaşla etrafına bakınmış. Yuvasının içini, dalların arasını, her yeri aramış. Yastık yok. Minik kuşun yüreği burkulmuş. Hava biraz serindi ve o yastıksız nasıl uyuyacaktı? Annesi yanına gelmiş. “Endişelenme Pıtırcık,” demiş. “Belki yastığın bir maceraya çıkmıştır. Onu bulmak için ormanı dolaşmaya ne dersin?” Pıtırcık önce hiç istememiş. Yastığı olmadan kendini çok yalnız hissediyormuş. Ama annesinin sözleri aklına kazınmış. Belki de gerçekten bir maceraya çıkmıştır, diye düşünmüş. Kanatlarını açıp uçmaya başlamış.
Önce büyük bir meşe ağacının yanına gitmiş. Meşe ağacının dallarında bir sincap oturuyormuş. Pıtırcık sormuş: “Merhaba sincap kardeş! Benim yumuşacık, pamuk gibi bir yastığım kayboldu. Sen gördün mü?” Sincap cevizini çiğnerken başını iki yana sallamış. “Hayır, görmedim ama dün akşam buradan rüzgar estiğini hatırlıyorum. Belki rüzgar onu alıp götürmüştür.” Pıtırcık’ın içine bir umut doğmuş. Rüzgarın peşinden uçmaya karar vermiş. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. Derken karşısına rengarenk çiçeklerle dolu bir çayır çıkmış. Çayırın ortasında bir tavşan oturmuş, papatyaları kokluyormuş. Pıtırcık hemen yanına inmiş. “Merhaba tavşan kardeş! Benim yumuşacık bir yastığım kayboldu. Rüzgarın onu buraya getirdiğini düşünüyorum. Gördün mü acaba?” Tavşan kulaklarını dikmiş, etrafına bakınmış. “Dün akşam burada tuhaf bir tüy gördüm,” demiş. “Ama o bir yastık değildi. Sadece bir tüydü. Belki de o tüy, yastığından kopup gelmiştir.” Pıtırcık’ın kalbi biraz daha umutlanmış. Demek ki yastığı buralarda bir yerdeydi.
Tavşana teşekkür edip tam uçacakken, küçük bir çalının altında bir şey parlamış. Pıtırcık dikkatlice yaklaşmış. Meğerse o parlayan şey, bir tırtılın sırtındaki damlalarmış. Tırtıl ağlıyormuş. “Neden ağlıyorsun küçük tırtıl?” diye sormuş Pıtırcık. Tırtıl hıçkırarak anlatmış: “Dün gece çok üşüyordum. Bir rüzgar çıktı ve önüme yumuşacık bir yastık attı. O kadar sıcak ve rahattı ki, içine kıvrılıp uyudum. Ama bu sabah uyandığımda, yastığın bir kısmının yırtıldığını gördüm. Çok korktum ve saklandım. Ben onu mahvettim!” Pıtırcık’ın gözleri parlamış. Bu onun yastığıydı! Tırtıla seslenmiş: “Korkma, o benim yastığım! Onu bulduğun için çok mutluyum. Yırtık olması önemli değil, onu tamir edebiliriz.” Tırtıl önce inanamamış. Sonra sevinçle Pıtırcık’ın peşine takılmış. Birlikte yastığın yanına gitmişler. Yastık biraz kirliydi ve küçük bir yırtığı vardı. Ama hâlâ yumuşacıktı. Pıtırcık, tırtıla sımsıkı sarılmış. “Sen onu kullandığın için çok mutluyum. Soğuk bir gecede sana sıcaklık vermiş.” Tırtıl utanmış ama mutlu olmuş. Pıtırcık, gagasıyla birkaç kuru yaprak toplamış. Annesinin ona öğrettiği gibi, yırtığı dikkatlice örmüş. Yastık yeniden eski haline dönmüş.
Akşam olurken Pıtırcık yastığını alıp yuvasına dönmüş. Annesi onu bekliyormuş. Pıtırcık başına gelenleri anlatmış. Annesi onu övmüş. O gece, Pıtırcık yastığına başını koyduğunda, içinde bir sıcaklık hissetmiş. Yastık artık sadece onun değil, bir tırtılı da ısıtmıştı. Gözlerini kapatmış. Rüyasında rengarenk çiçeklerin arasında, tırtılın kelebek olduğunu ve birlikte uçtuklarını görmüş. Yumuşacık yastığında, daldan dala uçan kuş, huzur içinde uyuyakalmış.



