Kardan Adamın Bahar Hayali


Bir varmış, bir yokmuş. Karlarla kaplı bir ormanda küçük bir kardan adam yaşarmış. Adı Pamuk’muş. Pamuk, bembeyaz ve yuvarlacık bir kardan adammış. Gözleri iki minik taş, burnu ise havuçtanmış. Ormandaki hayvanlar onu çok severmiş. Ama Pamuk’un içinde bir merak varmış. O, baharı hiç görmemiş.
Bir gün, yaşlı bir baykuş Pamuk’a, “Bahar geldiğinde karlar erir, çiçekler açar,” demiş. Pamuk’un minik taş gözleri parlamış. Peki ya o erirse ne olurmuş? Bu soru onu çok düşündürmüş. Her gece yıldızlara bakıp baharı hayal edermiş. Kelebekleri, cıvıl cıvıl kuşları ve rengarenk çiçekleri düşünürmüş. Ama bir yandan da için için korkarmış.
Ormandaki arkadaşları ona yardım etmek istemiş. Minik bir sincap, “Merak etme Pamuk,” demiş. “Sana baharın güzelliklerini anlatırım.” Sincap, ona ılık bir rüzgarı, yeni açan bir menekşeyi ve uzun bir yaz gününü anlatmış. Pamuk, her kelimeyi dikkatle dinlemiş. Artık baharın sadece erimek olmadığını anlamış. Bahar, bir dönüşümmüş. Su olup toprağa karışmak, sonra belki bir bulut olup gökyüzünde süzülmekmiş.
Sonunda bahar gelmiş. Güneş ısıtmaya başlamış. Pamuk, ilk damla olduğunda hiç üzülmemiş. Tam tersine, mutlu olmuş. Çünkü biliyormuş ki, bu bir son değil, yeni bir başlangıçmış. Su damlası olup toprağa karışırken, kendini bir çiçeğin kökünde bulacağını hayal etmiş. Bu, onun en büyük bahar hayaliymiş.



