Yıldızlı Gecede Uçan Kedi ve Arkadaşları


Bir varmış bir yokmuş. Gecenin bir yarısı, gökyüzünde binlerce yıldız parıldıyormuş. Bu yıldızlardan bir tanesi o kadar parlakmış ki, minik bir kedinin dikkatini çekmiş. O kedi, Pamuk adında, bembeyaz tüyleri olan bir kediymiş. Pamuk, her gece olduğu gibi yine pencereden dışarı bakıyormuş. Ama bu gece farklıymış. O parlak yıldız, Pamuk’a göz kırpar gibi yapmış. Pamuk merakla başını kaldırmış. Acaba o yıldıza dokunabilir miyim? diye düşünmüş. Tam o sırada, rüzgar hafifçe esmiş ve Pamuk’un tüylerini okşamış. Birden, Pamuk’un patilerinin altında bir titreme hissetmiş. Sanki birisi ona “gel” diyormuş. Pamuk, cesaretini toplamış ve pencereden dışarı bir adım atmış. İşte o an, ayaklarının yerden kesildiğini hissetmiş. Pamuk, yıldızlara doğru yavaşça yükselmeye başlamış. Önce biraz korkmuş ama sonra çok eğlenmiş. Rüzgar onun kanatları olmuş, bulutlar ise yumuşacık bir yatak. Pamuk, uçarken aşağıdaki evlerin ışıklarını seyretmiş. Her şey çok küçük ve güzel görünüyormuş. Derken, bir de bakmış ki yanında bir başka kedi daha var. Bu, çizgili bir kediymiş ve adı Tarçın’mış. Tarçın da aynı parlak yıldızı görmüş ve merak edip uçmaya başlamış. İki kedi, gökyüzünde buluşmuş ve birlikte yolculuk etmeye karar vermişler.
Birlikte uçarken, bir bulutun üzerinde oturan minik bir fare görmüşler. Farenin adı Fındık’mış. Fındık, yıldızların arasında kaybolmuş ve geri dönüş yolunu bulamamış. Pamuk ve Tarçın, Fındık’a yardım etmek istemişler. “Merak etme,” demiş Pamuk. “Seni eve götürürüz.” Fındık çok sevinmiş. Üç arkadaş, gökyüzünde süzülürken, bir yandan da yıldızları sayıyormuş. Bir, iki, üç… Derken, Pamuk’un gördüğü o parlak yıldıza iyice yaklaşmışlar. Yıldız o kadar büyükmüş ki, bir elma ağacı kadar iriymiş. Yıldızın üzerinde küçük bir kapı varmış. Pamuk, patisiyle kapıyı tıklamış. Kapı yavaşça açılmış ve içeriden bir ses duyulmuş: “Hoş geldiniz, sizi bekliyordum.” Bu ses, Ay Dede’nin sesiymiş. Ay Dede, onlara sıcacık bir gülümsemeyle bakmış. “Bu gece çok cesurdunuz,” demiş. “Hepiniz birbirinize yardım ettiniz. İşte bu yüzden size bir hediye vermek istiyorum.” Ay Dede, cebinden üç tane küçük, parlak toz çıkarmış. Bu tozlar, uyku tozlarıymış. “Her birinize bir tutam vereceğim,” demiş. “Eve döndüğünüzde, bu tozu yastığınızın altına koyun. O zaman en güzel rüyaları görürsünüz.” Pamuk, Tarçın ve Fındık çok mutlu olmuşlar. Ay Dede’ye teşekkür etmişler ve geri dönüş yolculuğuna başlamışlar.
Pamuk, uçarken bir yandan da arkadaşlarına bakıyormuş. Artık yalnız değilmiş. Onun iki yeni arkadaşı varmış: Tarçın ve Fındık. Rüzgar onları yavaşça aşağı, kendi evlerine doğru indirmiş. Pamuk, penceresinden içeri girmiş. Yastığının altına Ay Dede’nin verdiği sihirli tozu koymuş. Gözlerini kapatmış ve hemen uykuya dalmış. Rüyasında, arkadaşlarıyla birlikte bulutların üzerinde zıpladığını görmüş. Tarçın kuyruğuyla yıldızları süpürüyormuş. Fındık ise bir saman yıldızının üzerinde şarkı söylüyormuş. Pamuk, o gece hayatının en güzel uykusunu uyumuş. Sabah olduğunda, gökyüzüne bakmış ve gülümsemiş. Belki bu gece de yeni maceralar olur, diye düşünmüş. Ama şimdilik, sıcacık yatağında uzanıp, arkadaşlarının hayalini kurmak en güzeliymiş.



