Ay Işığında Dans Eden Tavşanların Sırrı


Bir varmış bir yokmuş. Ayın her gece farklı bir şekilde parladığı bir ormanda, minik tüylü tavşanlar yaşarmış. Bu tavşanların en sevdiği şey, ay ışığı vurduğunda dans etmekmiş. Ama kimse bu dansın nereden geldiğini bilmezmiş. Tavşanların reisi, yaşlı ve bilge bir tavşanmış. Adı Pamukkulak’mış. Pamukkulak, bir gün küçük tavşanları toplamış ve onlara bir sır vermiş. “Ay ışığında dans etmek,” demiş, “sadece eğlenmek değildir. Bu, ormanın kalbine duyulan bir teşekkürdür.”
Küçük tavşanlardan biri olan Fındık, bu sözü çok merak etmiş. O gece, diğerleri uyurken gizlice dans edenlere katılmış. Fındık, ay ışığının altında zıpladıkça ayaklarının altındaki çimenlerin daha da yeşil parladığını fark etmiş. Her sıçrayışında etrafa minik ışıklar saçılıyormuş. Bu ışıklar, çiçeklerin üzerine konup onları daha da canlı hale getiriyormuş. Pamukkulak haklıymış, diye düşünmüş Fındık. Bu dans, ormana can veriyormuş.
Ertesi sabah Fındık, arkadaşı Pırpır’a yaşadıklarını anlatmış. Pırpır önce inanmamış. Ama o gece birlikte dans etmeye karar vermişler. İki küçük tavşan, ayın altında dönüp durmuş. Fındık yine ışıklar saçarken Pırpır’ın etrafında da minik, gümüş renkli tozlar belirmiş. Bu tozlar, kelebeklerin kanatlarına konup onları daha parlak yapmış. Artık sırrı sadece Pamukkulak değil, iki küçük dost da biliyormuş: Ay ışığında dans eden her tavşan, ormana neşe ve canlılık getiriyormuş.



