Ayaz’ın Kar Taneleriyle Dans Eden Hikâyesi


Bir varmış bir yokmuş. Soğuk bir kış gecesi, gökyüzü bembeyaz bulutlarla kaplıymış. Küçük bir köyün kenarındaki taş evde, adı Ayaz olan bir çocuk yaşarmış. Ayaz, her kış olduğu gibi bu gece de burnunu cama dayayıp dışarıyı izliyormuş. Annesi ona sıcacık bir süt getirmiş. “Bak,” demiş annesi, “kar taneleri dansa başladı bile.”
Ayaz, sütünü yudumlarken gözlerini kırpmadan karın yağışını seyretmiş. Her bir tane, sanki minik birer kuş tüyü gibi süzülüyormuş. Ama bir tane varmış ki, diğerlerinden daha parlak ve daha yavaş iniyormuş. Ayaz bu taneyi çok merak etmiş. “Keşke onunla konuşabilsem,” diye içinden geçirmiş. Tam o sırada, o özel kar tanesi cama konmuş. Ayaz, tanenin altı köşeli desenini hayretle incelemiş. Her bir köşesi ayrı bir güzellikteymiş.
Ayaz, elini cama koymuş. Bir an için, kar tanesinin ona gülümsediğini hissetmiş. O gece rüyasında, kocaman bir kar tanesinin üzerinde uçtuğunu görmüş. Rüzgâr ona eşlik etmiş, yıldızlar yol göstermiş. Uyandığında, pencerenin önünde birikmiş karı görmüş. Ayaz hemen dışarı fırlamış. Karda yuvarlanmış, kartopu oynamış ve en önemlisi, o parlak kar tanesinin düştüğü yeri bulmuş. Orada küçük bir buz parçası parıldıyormuş. Ayaz onu alıp cebine koymuş. O günden sonra, her kar yağdığında Ayaz, kar taneleriyle dans eden hikâyesini hatırlamış ve hep gülümsemiş.



