Azra’nın Rüya Bahçesinde Saklı Hazine


Bir varmış, bir yokmuş. Küçük bir evin bahçesinde minik bir kız yaşarmış. Adı Azra’ymış. Azra’nın en sevdiği şey, her akşam güneş batarken bahçeye çıkmakmış. O akşam da yine çıkmış. Gökyüzü turuncuya, pembeye boyanmış. Bir de ne görsün? Çiçeklerin arasında minicik bir ışık parlıyormuş. Önce bir ateş böceği sandı. Ama ışık hiç kıpırdamıyor, sadece yanıp sönüyormuş.
Azra, yavaşça eğilip baktı. Toprağın içinde küçük, eski bir anahtar duruyormuş. Anahtarın üzerinde gümüş rengi bir yıldız vardı. Azra çok heyecanlandı. “Bu anahtar kime ait?” diye mırıldandı. Tam o sırada, rüzgar hafifçe esti ve çiçeklerin yaprakları hışırdadı. Sanki çiçekler ona bir şey söylemek istiyor gibiydi. Azra, anahtarı avucuna aldı. Soğuk değildi, aksine sıcacıktı. İçinde bir sıcaklık vardı.
Eve girdiğinde annesi mutfakta yemek yapıyordu. Azra, “Anne, bak ne buldum!” diye bağırdı. Annesi gülümsedi. “Bu çok eski bir anahtar, tatlım. Belki de büyükannenin zamanından kalmıştır.” dedi. Ama Azra öyle olmadığını hissediyordu. Bu anahtar bir sırrın kapısını açıyordu. O gece yatağında yatarken pencereden içeri ay ışığı vurdu. Anahtar ay ışığında parladı. Azra gözlerini kapattı ve derin bir uykuya daldı.
Rüyasında kendini bahçede buldu. Ama bahçe çok daha büyüktü. Ağaçların dalları gökyüzüne uzanıyor, her yerde rengarenk çiçekler açıyordu. Ortada büyük bir ceviz ağacı vardı. Ağacın gövdesinde küçük bir kapı duruyordu. Kapının tam ortasında yıldız şeklinde bir delik vardı. Azra elindeki anahtarı oraya soktu. Bir ses duyuldu: “Çıt!” Kapı yavaşça açıldı. İçerisi ışıl ışıldı. Küçük bir kutu buldu orada. Kutunun içinde sadece bir not varmış. Notta şöyle yazıyormuş: “En büyük hazine, paylaştığın gülücüktür.”
Azra uyandığında güneş doğuyordu. Hemen bahçeye koştu. Aynı ceviz ağacının dibinde küçük bir kutu gerçekten duruyor muydu diye baktı. Ama hiçbir şey yoktu. Sadece bir tane beyaz papatya açmıştı. Azra papatyayı kopardı ve koşarak annesine verdi. Annesi o kadar mutlu oldu ki, Azra’nın içi ısındı. İşte o an anladı. Rüyadaki not doğruydu. En büyük hazine, sevdiklerini mutlu etmekti. Ve o hazine, her zaman Azra’nın yüreğindeydi.



