Çınar’ın Masal Ormanında Kaybolan Kelebeği


Bir varmış, bir yokmuş. Çınar’ın yaşadığı köyün hemen yanında, her akşamüstü altın rengine bürünen bir masal ormanı varmış. Bu ormanın içinde minik bir kelebek yaşarmış. Kanatları gün batımının renkleriyle bezenmiş bu kelebek, Çınar’ın en sevdiği arkadaşıymış. Her gün onunla oynar, çiçekten çiçeğe uçarken peşinden koşarmış.
Bir öğleden sonra, kelebek yeni bir maceraya atılmak istemiş. Çınar’a dönüp, “Haydi, ormanın derinliklerine gidelim,” demiş. Çınar biraz tedirgin olsa da arkadaşının heyecanına dayanamamış. Birlikte ağaçların arasında kaybolmuşlar. Yol boyunca yaprakların hışırtısını ve kuşların cıvıltısını dinlemişler. Ama bir süre sonra kelebek, tanıdık yolları şaşırmış. Kanatları yorgun düşmüş, bir dalın üzerine konmuş.
Çınar, “Merak etme, seni bulurum,” diye fısıldamış. Etrafına bakınmış. Ormanda yürüdükçe karşısına üç farklı hayvan çıkmış:
- Bilge Baykuş: “Kaybolanı bulmak için kalbinin sesini dinle,” demiş.
- Sevimli Tavşan: “Yere düşen tüyleri takip et, sana yol göstersin,” diye eklemiş.
- Konuşan Sincap: “En yüksek ağaca çık, ormanı yukarıdan seyret,” önerisinde bulunmuş.
Çınar, sincabın sözünü dinlemiş. En yüksek çam ağacına tırmanmış. Yukarıdan baktığında, kelebeğin kanatlarının parlak bir ışık gibi parıldadığını görmüş. İnip yanına koşmuş. Kelebek çok mutlu olmuş. “Bir daha asla senden uzaklaşmayacağım,” demiş. O günden sonra ikisi, ormanda her zaman birbirlerine sıkı sıkıya tutunmuşlar. Masal ormanı onların dostluğunu fısıldayarak anlatmış durmuş.



