Ömer Ve Sevimli Tavşan Ormanda Yolunu Buluyor


Bir varmış, bir yokmuş. Minik bir çocuk varmış, adı Ömer’miş. Ömer’in tüyleri pamuk gibi yumuşacık, sevimli mi sevimli bir tavşanı varmış. Bu tavşanın adı Pamuk’muş. Bir gün Ömer ve Pamuk, evlerinin arkasındaki büyük ormana girmişler. Orman o kadar güzeldi ki, ağaçların yaprakları güneşte parıl parıl parlıyordu. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüyor, rengârenk çiçekler mis gibi kokuyordu.
Ömer, Pamuk’la oynamaya o kadar dalmış ki, birden fark etmişler: Yol onları bilmediğin bir yere getirmişti. Etraftaki ağaçlar daha sık, gölgeler daha koyuydu. Ömer’in kalbi hızlı hızlı atmaya başlamış. “Pamuk, kaybolduk galiba,” demiş usulca. Pamuk ise kulaklarını dikmiş, etrafı dinliyormuş. Tam o sırada minik bir sincap daldan dala atlamış. Sincap durmuş, Ömer’e bakmış ve “Nereye gidiyorsunuz böyle?” diye sormuş.
Ömer, “Eve dönmek istiyoruz ama yolu bulamıyoruz,” demiş üzüntüyle. Sincap gülümsemiş. “Merak etme,” demiş. “Ben size yardım ederim. Önce şu büyük meşe ağacına kadar gidelim.” Sincap önden zıplaya zıplaya gitmiş. Ömer ve Pamuk da onu takip etmiş. Yürürken Pamuk, bir ara bir kelebeğin peşinden koşmuş. Ömer hemen seslenmiş: “Pamuk, buraya gel, yine kaybolacağız!” Pamuk koşa koşa geri gelmiş ve Ömer’in ayağına sürtünmüş.
Sonunda büyük meşe ağacına varmışlar. Sincap, “İşte buradan sağa dönün. Sonra küçük bir dere göreceksiniz. O derenin kenarından yürürseniz evinize çıkarsınız,” demiş. Ömer çok sevinmiş. “Teşekkür ederim, sincap kardeş!” diye bağırmış. Sincap ona el sallamış ve ağaca tırmanıp kaybolmuş. Ömer ve Pamuk, derenin şırıl şırıl sesini dinleye dinleye yürümüşler. Kısa süre sonra evlerinin bacasından tüten dumanı görmüşler.
Ömer, Pamuk’u kucağına almış ve “Bir daha ormanda yoldan ayrılmayacağız, tamam mı?” demiş. Pamuk da sanki anlamış gibi başını sallamış. O günden sonra Ömer ve Pamuk, ormana her gittiklerinde yanlarına bir ekmek kırıntısı alıp yolu işaretlemeyi unutmamışlar. Ve en önemlisi, yeni arkadaşlar edinmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu anlamışlar.



