Masallar

Ayıcık ve Civcivin Tatlı Rüyası

Ayıcık ve Civcivin Tatlı Rüyası

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, yemyeşil bir ormanın en güzel köşesinde küçük bir ayıcık yaşarmış. Bu ayıcığın en yakın arkadaşı da minnacık bir civcivmiş. İkisi her gün birlikte oynar, birlikte yemek yer, birlikte uyumaya giderlermiş. Bir akşamüstü, güneş yavaşça pembeye boyarken bulutları, ayıcık esneyerek civcive dönmüş. “Bugün çok yoruldum,” demiş. “Keşke tatlı bir rüya görsem.” Civciv de başını sallamış, minik gagasıyla bir tüyünü düzeltmiş. “Ben de,” demiş civciv. “Ama rüyalar bazen gelmez ki.”

İkisi de uykuya dalmak için hazırlanmış. Ayıcık, yumuşacık yosunlardan yaptığı yatağına uzanmış. Civciv ise onun kocaman göğsüne kıvrılmış. Tam gözlerini kapatacaklarken ayıcık birden doğrulmuş. “Biliyor musun,” demiş fısıldayarak, “belki de rüyamıza girecek bir şeyler bulmalıyız.” Civciv merakla sormuş: “Ne gibi?” Ayıcık, patisiyle ormanın derinliklerini işaret etmiş. “Belki bir yaprak, belki bir çiçek, belki de bir fısıltı.” İkisi de kalkıp yavaşça yürümeye başlamış. Ay ışığı incecik bir örtü gibi ormanı sarmış. Ağaçların arasından hafif bir rüzgar esmiş. Bu rüzgar, tatlı bir şarkı gibiymiş. Civciv, tüylerinin ürperdiğini hissetmiş. “Bu ses çok güzel,” demiş. “Sanki bizi uyumaya çağırıyor.”

Ayıcık durup dinlemiş. Gerçekten de rüzgarın içinde bir melodi varmış. Bu melodi, onlara çok uzaklardaki bir çayırı anlatıyormuş. O çayırda bal damlaları çiçeklerin üzerinde parlıyormuş. Civciv, ayıcığın bacağına sürtünmüş. “Hadi gidelim,” demiş. Ama ayıcık başını iki yana sallamış. “Hayır,” demiş usulca. “Rüyalara gitmek için uyumalıyız. Yoksa onlar bizi bulamaz.” İkisi de anlamış. En güzel rüyalar, en sessiz anlarda gelirmiş. Hemen geri dönüp yataklarına uzanmışlar. Ayıcık, civcivi karnına almış. Civciv onun kalp atışlarını duyuyormuş. Domp domp domp… Bu ses, dünyanın en güvenli ninnisiymiş.

Gözleri yavaşça kapanırken ayıcık, civcivin hafifçe güldüğünü duymuş. “Ne var?” diye sormuş. Civciv, rüyasında gördüğü bir şeyi anlatmış. “Bir bulutun üzerinde oturuyorduk,” demiş. “Ve bulut, pamuk şeker gibiydi.” Ayıcık da gülümsemiş. O da rüyasına girmeye başlıyormuş. Rüyasında kocaman bir ayçiçeği tarlası varmış. Her bir çiçeğin ortasında, minik bir civciv oturuyormuş. İşte o an, ikisi de tatlı rüyalarının tam ortasında bulmuş kendilerini. Ne ayıcık uyanmak istemiş ne de civciv. Çünkü biliyorlarmış ki en güzel rüyalar, sevdiklerinle birlikte görülenlerdir. Rüzgar hafifçe esmeye devam etmiş, yapraklar hışırdamış ve gece boyunca ikisi de hiç ayrılmamış. Ay ışığı onları sarmış, yıldızlar göz kırpmış ve sabah olana kadar bu tatlı rüya sürmüş.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu