Ayın Parıldayan Işığıyla Dans Eden Küçük Bir Kurbağa


Küçük bir kurbağa varmış. Adı Zıpzıp’mış. Bir gece ay ışığında dans etmeye karar vermiş. Ay o kadar parlakmış ki her yer gümüş gibi görünüyormuş. Zıpzıp neşeyle zıplamaya başlamış. Önce bir nilüfer yaprağına, sonra bir taşın üstüne atlamış. Her zıplayışında ay ışığı onu takip ediyormuş.
Dans ederken bir ses duymuş. Hışır hışır… Ne olduğunu anlamak için kulak vermiş. Çalıların arasında küçük bir ateş böceği varmış. Ateş böceği ağlıyormuş. Zıpzıp yanına gitmiş. “Neden ağlıyorsun?” diye sormuş. Ateş böceği, “Işığımı kaybettim,” demiş. “Artık parlayamıyorum.”
Zıpzıp düşünmüş. Ona yardım etmek istemiş. Ay ışığından bir parça alıp ateş böceğine vermeyi denemiş. Ama ay ışığı elinde kayıp gitmiş. Sonra bir fikir bulmuş. “Gel, birlikte dans edelim,” demiş. “Belki dans ederken ışığın geri gelir.”
İkisi birlikte zıplamaya başlamış. Zıpzıp sağa, ateş böceği sola. Zıpzıp yukarı, ateş böceği aşağı. Dans ederken ay onları seyrediyormuş. Birden ateş böceğinin karnında minik bir ışık belirmiş. Önce sönük, sonra daha parlak. Zıpzıp çok sevinmiş. “Işığın geri geldi!” diye bağırmış.
Ateş böceği teşekkür etmiş. “Dans etmek iyi geldi,” demiş. O gece ikisi de yorulana kadar dans etmiş. Ay onlara gülümsemiş. Zıpzıp yorgun ama mutlu bir şekilde evine dönmüş. Ayın parıldayan ışığı altında dans etmek ne güzelmiş.



