Kış Gecesinde Ay Işığında Oyun Oynayan Tilkiler


Karların beyaz bir örtü gibi her yanı kapladığı bir kış gecesiydi. Ay, gökyüzünde yuvarlak ve ışıl ışıldı. Ormanın kenarındaki küçük bir tepede, iki tilki kardeş, Zıpır ve Pamuk, uyumak yerine oyun oynamaya karar vermişti. Ay ışığı, karların üzerinde gümüşten bir yol gibi parlıyordu. Zıpır, kuyruğunu havaya kaldırarak kardeşine seslendi. “Haydi Pamuk, beni yakalamaya çalış!” dedi neşeyle.
Pamuk, tembel tembel esnedi ama sonra kardeşinin heyecanına kapıldı. İki tilki, ay ışığının aydınlattığı bu büyülü alanda koşmaya başladı. Patileri karda yumuşacık izler bırakıyordu. Zıpır bir anda durdu ve burnunu havaya kaldırdı. “Bir şey duyuyorum,” dedi fısıldayarak. Pamuk da durdu ve kulaklarını dikti. Uzaktan, bir baykuşun yumuşak kanat sesi geliyordu. Bu ses, geceye ayrı bir huzur katıyordu.
Oyunlarına devam ederken Zıpır, bir kar yığınının üzerine atladı. Ama kar çok yumuşaktı ve Zıpır birden kara gömüldü. Sadece kuyruğunun ucu görünüyordu. Pamuk önce şaşırdı, sonra kıkır kıkır gülmeye başladı. “Zıpır, nereye kayboldun?” diye seslendi. Zıpır, kardan çıkmaya çalışırken bir yandan da söyleniyordu. “Bu kar çok hain!” dedi. Pamuk, kardeşine yardım etmek için yanına gitti ve onu kardan çekip çıkardı.
İkisi de karlar içinde kalmıştı. Pamuk, Zıpır’ın sırtındaki karları silkeledi. “Artık oyun oynamak yerine bir yuva bulsak iyi olur,” dedi usulca. Zıpır başını salladı. Birlikte, büyük bir meşe ağacının kovuğuna doğru yürüdüler. Ay ışığı, onlara yol gösteriyordu. Kovuğun içi kuru yapraklarla doluydu ve çok sıcaktı. İki kardeş, birbirlerine sokularak uykuya daldılar. Rüyalarında bile ay ışığında oyun oynuyorlardı.



