Beren’in Gökten Düşen Balonları


Bir akşamüstüydü. Gökyüzü hafif pembe ve turuncuya boyanmıştı. Beren, elindeki kırmızı balonu sıkıca tutuyordu. O kadar güzeldi ki balon, rüzgârda hafifçe sallanıyor, sanki Beren’e bir şeyler fısıldıyordu. Ama bir anlık dalgınlık işte. Beren’in parmakları gevşedi ve balon havalandı. Önce yavaşça, sonra hızla yükseldi. Beren’in gözleri faltaşı gibi açıldı. “Balonum!” diye bağırdı. Ama balon çoktan gökyüzünde küçücük bir noktaya dönüşmüştü. Beren’in yüreği sıkıştı. O balon onun en sevdiği oyuncaktı. Annesi ona doğum gününde almıştı. Şimdi ise uçup gidiyordu işte. Beren, başını yukarı kaldırıp balonun ardından baktı. Gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Ama sonra ne oldu dersiniz? Balon, bir ağacın dalına takılıp kaldı. Beren’in kalbi yeniden umutla doldu. “Onu alabilirim,” diye düşündü. Ama ağaç çok uzundu. Beren zıpladı, zıpladı ama yetişemedi. Tam o sırada yanına bir kuş kondu. Kuş, gagasıyla balonun ipini tuttu ve çekiştirdi. Ama ip düğümlenmişti. Kuş, Beren’e baktı ve başını iki yana salladı. Beren, “Lütfen yardım et,” diye fısıldadı. Kuş, sanki onu anlamış gibi tekrar denedi. Bu sefer kanatlarıyla balonu ittirdi. Ve balon, ağaçtan kurtulup yavaşça süzülmeye başladı. Beren, sevinçle ellerini uzattı. Balon, tam onun avuçlarının içine düştü. Beren, balonuna sıkıca sarıldı ve kuşa teşekkür etti. O günden sonra Beren, balonunu hiç bırakmadı. Ama en önemlisi, yardım istemenin ne kadar değerli olduğunu öğrendi. Bazen bir kuş, bir dost ya da bir yardım eli, en büyük sorunları çözebilirdi. Beren, o akşam balonunu yanına alıp uyudu. Rüyasında gökyüzünde süzülen rengârenk balonlar gördü. Ve her birinin altında, ona yardım eden küçük kuşlar vardı.



