Belinay’ın Camdan Sarayda Gece Yolculuğu


Belinay bir gece uyandı. Odası ay ışığıyla doluydu. Perdeler hafifçe dalgalanıyor, dışarıdan bir kuşun yumuşak sesi geliyordu. Belinay gözlerini ovuşturdu ve pencereden dışarı baktı. Gökyüzünde yıldızlar vardı. Ama bir tanesi diğerlerinden daha parlaktı. O kadar parlaktı ki Belinay’ın odasını aydınlatıyordu.
Belinay o yıldıza doğru elini uzattı. Parmaklarının arasından bir ışık süzüldü. O anda yatağının yanında küçük bir kapı belirdi. Kapı camdan yapılmıştı. Belinay kapıyı açtı ve içeri girdi. Karşısında kocaman bir saray vardı. Sarayın duvarları, tavanı, hatta merdivenleri bile camdandı. Belinay sarayın içinde yürümeye başladı. Ayak sesleri yankılanıyordu. Her adımda camın altında minik ışıklar dans ediyordu. Sarayın içi sessizdi. Belinay bir odaya girdi. Odanın ortasında bir ayna vardı. Aynanın içinde kendini gördü. Ama yanında bir de tavşan vardı. Tavşan ona gülümsedi.
- Tavşan: “Hoş geldin Belinay,” dedi. “Bu saray her gece seni bekler.”
- Belinay: “Ama ben burayı daha önce hiç görmedim,” diye fısıldadı.
- Tavşan: “Görmedin çünkü uyuyordun,” dedi. “Şimdi uyanık olduğun için görebiliyorsun.”
Belinay tavşanın peşinden gitti. Cam koridorlardan geçtiler. Koridorun sonunda büyük bir salon vardı. Salonun tavanı yıldızlarla kaplıydı. Her yıldız bir hikaye anlatıyordu. Belinay yere oturdu ve dinlemeye başladı. Yıldızlardan biri kaydı ve Belinay’ın kucağına düştü. Yıldız sıcacıktı. Belinay onu avuçlarının arasına aldı. Yıldız hafifçe parladı. Tavşan gülümseyerek, “O yıldız senin,” dedi. “Onu her gece yanında taşıyabilirsin. Ama unutma, gündüzleri kaybolur. Sadece geceleri görünür.” Belinay yıldızı cebine koydu. Sonra tavşana teşekkür etti. Sarayın kapısına doğru yürüdüler. Belinay arkasına dönüp baktı. Saray yavaşça parlamaya başladı ve sonra yok oldu. Belinay kendini yine odasında buldu. Yıldız cebindeydi. Sessizce gülümsedi ve uykuya daldı.



