Nisa ile Gümüş Balıkların Masal Bahçesi


Bir zamanlar, yemyeşil ağaçların ve rengârenk çiçeklerin olduğu bir bahçede küçük bir kız yaşarmış. Adı Nisa’ymış. Bu bahçe, Nisa’nın en sevdiği yermiş. Her gün oraya gider, kelebekleri izler ve kuşların şarkılarını dinlermiş. Bahçenin tam ortasında ise küçük, yuvarlak bir havuz varmış. Havuzun suyu o kadar berrak ve parlaktı ki içinde gümüş gibi parıldayan küçük balıklar yüzermiş. Nisa, bu balıklara Gümüş Balıklar adını vermiş. Onları izlemek ona huzur verirmiş.
Bir gün, Nisa havuzun başına oturmuş ve balıkların suda dans edişini seyrediyormuş. Birden en küçük balık suyun üstüne sıçramış ve Nisa’ya bakmış. Sanki ona bir şey söylemek istiyormuş gibi gelmiş Nisa’ya. O anda Nisa, balıkların konuştuğunu duymuş. “Merhaba Nisa,” demiş minik balık. “Seninle oynamak istiyoruz. Ama bizim bahçemizde oynamalısın.” Nisa çok şaşırmış ama korkmamış. “Masal Bahçeniz nerede?” diye sormuş. Balık, yüzgeciyle havuzun dibindeki parlak bir taşı işaret etmiş.
Nisa derin bir nefes almış ve suya uzanmış. Taşı eline aldığında, gözleri kamaşmış. O anda etrafındaki her şey değişmiş. Ağaçlar şekerleme gibi olmuş, çiçekler müzik yapmaya başlamış. Burası Gümüş Balıkların Masal Bahçesiymiş. Nisa, balıklarla birlikte yaprak salıncaklarda sallanmış, yosunlardan yapılmış bir köprüden geçmiş. Ama sonra, bir an için yanlış bir yola sapmış. Küçük bir mantarın arkasına saklanmış ve kaybolmuş. Etrafına bakınmış ama tanıdık hiçbir şey görememiş. İçi hafiften sıkılmış. Acaba eve nasıl döneceğim? diye düşünmüş.
Tam o sırada, havuzdaki en yaşlı balık yanına gelmiş. “Kaybolmak bazen yeni bir şey keşfetmek demektir,” demiş usulca. Nisa, balığın söylediklerini anlamış. Korkusunu bir kenara bırakıp etrafına daha dikkatli bakmış. Işıltılı bir yol görmüş. O yolu takip ederek arkadaşlarının yanına dönmüş. Balıklar onu neşeyle karşılamış ve birlikte gülmüşler. Nisa o gün, bazen kaybolmanın bile bir macera olabileceğini anlamış. Akşam olup da gözlerini kapattığında, masal bahçesinin büyüsü hâlâ içindeymiş.



