Minik Kuşun Mutluluk Arayışı


Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil bir ormanda minicik bir kuş yaşarmış. Bu kuşun tüyleri pamuk gibi yumuşak, gözleri ise iki minik boncuk gibi parlakmış. Ama içinde bir sıkıntı varmış. Mutluluğu bir türlü bulamıyormuş. Her sabah uyandığında, diğer kuşların neşeyle ötüşünü dinler, kendi sesini ise pek duyamazmış. Bir gün yola çıkmaya karar vermiş.
İlk olarak, parlak bir kelebeğin peşine takılmış. Kelebek, kanatlarında gökkuşağının tüm renklerini taşıyormuş. “Mutluluk bu renklerde mi?” diye sormuş minik kuş. Kelebek gülümsemiş, “Hayır, mutluluk renklerde gizli değil, onu hissetmek gerek,” demiş ve uçup gitmiş. Minik kuş biraz daha üzgün, yoluna devam etmiş. Derken bir dere kenarında, suyun şırıltısını dinleyen yaşlı bir kaplumbağa görmüş.
Kaplumbağa, minik kuşun üzüntüsünü anlamış. “Belki de mutluluk, en basit şeylerdedir,” demiş. Minik kuş kafasını eğmiş, “En basit şeyler mi? Mesela ne gibi?” diye sormuş. Kaplumbağa, “Suyun sesi, rüzgarın okşayışı, bir dostun sıcak bakışı…” diye sıralamış. Minik kuş düşünmüş. O sırada bir sincap yanına gelmiş, elinde küçük bir meşe palamudu varmış. “Al bunu,” demiş sincap, “bunu toprağa ek, belki mutluluk büyür.”
Minik kuş palamudu alıp yuvasına dönmüş. Onu küçük bir saksıya dikmiş, her gün sulamış. Günler geçmiş, palamut filizlenmiş. Minik kuş, filizin büyümesini izlerken içinde bir sıcaklık hissetmiş. İşte bu an, tam da bu anmış. O gün anlamış ki mutluluk, uzaklarda aranacak bir şey değilmiş. Küçük bir iyilik, sabırla beklenen bir an, paylaşılan bir dostlukmuş. Artık her sabah diğer kuşlarla birlikte ötebilirmiş. Çünkü mutluluğu, kalbinin tam ortasında bulmuş.



