Masallar

Minik Tavşanın Gökkuşağı Peşindeki Yolculuğu

Minik Tavşanın Gökkuşağı Peşindeki Yolculuğu

Bir varmış bir yokmuş. Ormanın en yeşil köşesinde, minik bir tavşan yaşarmış. Bu tavşanın adı Pamukmuş. Pamuk, her sabah uyanır uyanmaz gökyüzüne bakarmış. Bir gün, yağmurun ardından gökyüzünde kocaman bir gökkuşağı belirmiş. Renkler o kadar canlıymış ki Pamuk’un gözleri kamaşmış. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor… Hepsini bir anda görmek mümkünmüş. Pamuk, bu güzelliğin nereden geldiğini çok merak etmiş. Hemen annesine sormuş: “Anne, gökkuşağının sonunda ne var?” Annesi gülümseyerek, “Oraya ulaşmak zordur yavrum,” demiş. Ama Pamuk’un içindeki merak o kadar büyükmüş ki dinlememiş. Küçük patileriyle yola koyulmuş.

Ormanın içinden geçerken bir dereye rastlamış. Derenin üzerinde minik taşlar varmış. Pamuk, taşlara basarak karşıya geçmiş. Bu sırada ayağı kaymış ve suya düşüvermiş. Islanmış olmak ona hiç keyif vermemiş. Ama pes etmek yokmuş. Devam etmiş. Biraz ileride bir çiçek tarlası görmüş. Çiçekler o kadar renkliymiş ki gökkuşağının küçük bir parçası gibi duruyorlarmış. Pamuk, bir an durup bu güzelliği izlemiş. Tam o sırada bir arı yanına gelmiş. Arı, “Nereye böyle küçük tavşan?” diye sormuş. Pamuk, “Gökkuşağının sonuna gidiyorum,” demiş. Arı kanatlarını çırparak, “O çok uzaklarda,” demiş. Ama Pamuk kararlıymış. Arıya teşekkür edip yoluna devam etmiş.

Yürüdükçe yorulmuş. Karnı da acıkmış. Bir ağacın altında dinlenmeye karar vermiş. Tam gözlerini kapatacakken yanında bir sincap belirmiş. Sincap, “Merhaba,” demiş. “Neden bu kadar yorgun görünüyorsun?” Pamuk, başına gelenleri anlatmış. Sincap, “Gökkuşağını yakalamak istiyorsun ama onu yakalamak mümkün değil,” demiş. Pamuk üzülmüş. “Ama ben çok istiyorum,” demiş. Sincap gülümsemiş ve cevap vermiş: “Gökkuşağının sonu yoktur. O sadece gökyüzünde bir ışık oyunudur. Ama sen onu kalbinde taşıyabilirsin.” Pamuk bu sözü anlamamış. Sadece başını sallamış. Dinlenip biraz havuç yedikten sonra tekrar yürümeye başlamış.

Renk Pamuk’un Gördüğü Yer
Kırmızı Gökyüzünde en tepede
Turuncu Çiçek tarlasında
Sarı Güneş ışığında
Yeşil Ağaç yapraklarında
Mavi Derede
Mor Menekşelerde

Akşam olmaya başlamış. Güneş yavaşça batıyormuş. Pamuk, bir tepeye çıkmış. Oradan bakınca bütün ormanı görebiliyormuş. Gökyüzünde gökkuşağı hâlâ duruyormuş ama artık soluklaşmış. Pamuk’un kalbi biraz burukmuş. Gökkuşağının sonuna varamamıştı. Tam geri dönmeyi düşünürken, yanında bir baykuş belirmiş. Baykuş, “Merak etme küçük dostum,” demiş. “Bazen bir şeyin peşinden koşmak, ona sahip olmaktan daha güzeldir.” Pamuk bu sözü duyunca içi ısınmış. Belki de sincap ve baykuş haklıydı. O sırada gökyüzünde minik bir yıldız parlamış. Pamuk, yıldıza bakıp gülümsemiş. Artık eve dönme vakti gelmişti.

Eve dönerken yolda bir kelebeğe rastlamış. Kelebek, “Nereden geliyorsun?” diye sormuş. Pamuk, “Gökkuşağını aramaya gittim,” demiş. Kelebek, “Peki bulabildin mi?” diye sormuş. Pamuk biraz düşünmüş. Sonra “Evet,” demiş. “Aslında onu her yerde buldum. Çiçeklerde, derede, hatta gökyüzünde. Sadece onu yakalamak istedim ama o zaten hep yanımdaymış.” Kelebek bu cevaba çok şaşırmış ve Pamuk’a eşlik etmiş. İkisi birlikte yürümüşler. Ormanın içinde o kadar güzel bir sessizlik varmış ki. Yapraklar hafifçe hışırdıyor, kuşlar son şarkılarını söylüyormuş. Pamuk, bu yolculuktan çok şey öğrenmişti. Artık eve dönme zamanıydı. Annesi onu kapıda bekliyormuş. Pamuk, annesine sarılıp bütün macerasını anlatmış. Annesi onu dinlemiş ve “İşte bu yüzden merak etmek çok güzel bir şey,” demiş. Pamuk o gece yatağına yattığında gözlerini kapatmış. Rüyasında gökkuşağının üzerinde zıpladığını görmüş. Ama bu sefer onu yakalamaya çalışmamış. Sadece keyfini çıkarmış.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu