Masallar

Ay Işığında Uçan Minik Kelebek

Ay Işığında Uçan Minik Kelebek

Bir varmış bir yokmuş, ay ışığının gümüş rengine boyadığı bir ormanda, minik bir kelebek yaşarmış. Bu kelebeğin adı Pırıl’mış. Pırıl’ın kanatları o kadar ince ve narindi ki, içinden yıldızların ışığı geçermiş. Ama Pırıl’ın bir korkusu varmış: karanlık. Güneş battı mı hemen bir yaprağın altına saklanır, sabahı beklemeye başlarmış. Bir gece, dolunay o kadar parlak ve güzeldi ki, Pırıl dayanamamış. Yaprağın altından başını çıkarmış ve gökyüzüne bakmış. Ay, ona gülümser gibiymiş.

O sırada yanına bir ateş böceği konmuş. “Merhaba, ben Şimşek,” demiş. “Neden burada tek başına bekliyorsun?” Pırıl, utangaç bir sesle, “Karanlıktan korkuyorum,” demiş. Şimşek gülmüş. “Ama karanlık aslında çok güzel bir yer,” demiş. “Gel, sana göstereyim.” Pırıl biraz cesaret toplamış. Kanatlarını açmış ve Şimşek’in peşine takılmış. Birlikte uçmaya başlamışlar. Şimşek’in ışığı, Pırıl’ın yolunu aydınlatıyormuş. Ay ışığında uçmak, Pırıl’ın hayal bile edemeyeceği kadar büyülüymüş.

Bir süre sonra bir gölün kenarına gelmişler. Gölün yüzeyi ayna gibi parlıyormuş. Pırıl, suda kendi yansımasını görmüş. Kanatları ay ışığında pırıl pırıl parlıyormuş. “Ne kadar güzelim!” diye fısıldamış kendi kendine. O sırada gölden bir ses gelmiş. “Elbette güzelsin,” demiş bir su perisi. Pırıl irkilmiş ama korkmamış. Peri, “Karanlık, senin güzelliğini gizlemez, aksine ortaya çıkarır,” demiş. Pırıl bu sözleri hiç unutmamış.

Tam geri dönmeye karar vermişler ki, bir rüzgar çıkmış. Rüzgar o kadar kuvvetliymiş ki, Pırıl’ı alıp götürmüş. Şimşek arkasından yetişmeye çalışmış ama yetişememiş. Pırıl, karanlık bir ağacın dalları arasında savruluyormuş. Çok korkmuş. Kanatları yorulmuş, bir dala tutunmuş. Nefes nefese kalmış. “Kayboldum,” diye ağlamaya başlamış. Tam o sırada yanında bir örümcek belirmiş. Örümcek, “Neden ağlıyorsun küçük kelebek?” diye sormuş. Pırıl, başına gelenleri anlatmış. Örümcek gülümsemiş. “Merak etme,” demiş. “Ben bu ormanın her yerini bilirim. Senin arkadaşını bulmana yardım ederim.”

Örümcek, Pırıl’ı sırtına almış ve birlikte yola koyulmuşlar. Yolda birçok hayvanla karşılaşmışlar. Bir baykuş onlara yol göstermiş. Bir sincap, dalların arasından kısa bir yol tarif etmiş. Herkes Pırıl’a yardım etmek için can atıyormuş. Sonunda, gölün kenarında Şimşek’i bulmuşlar. Şimşek, Pırıl’ı görünce çok sevinmiş. “Seni bulamayacağım sandım,” demiş. Pırıl, örümceğe teşekkür etmiş. Sonra Şimşek’e dönüp, “Artık karanlıktan korkmuyorum,” demiş. “Çünkü biliyorum ki, karanlıkta bile arkadaşlarım var.”

O geceden sonra Pırıl, her gece ay ışığında uçmaya başlamış. Şimşek onu yalnız bırakmamış. Birlikte gecenin tüm güzelliklerini keşfetmişler. Ay ışığının altında dans eden çiçekleri, uyuyan kuşları, parıldayan yıldızları görmüşler. Pırıl artık anlamış ki, karanlık sadece bir perdeymiş. O perdenin arkasında sayısız güzellik ve dostluk saklıymış. Ve Pırıl, her gece uyumadan önce gökyüzüne bakıp, minik kanatlarını ay ışığına açarak uçuyormuş. Ta ki sabahın ilk ışıkları görünene kadar.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu