Gizemli Kuledeki Gülümseyen Ejderha


Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarlarda, yemyeşil tepelerin arkasında, gökyüzüne uzanan eski bir kule varmış. Bu kule o kadar yüksekmiş ki tepesinde bulutlar dans edermiş. Köydeki herkes kuleden korkar, ona yaklaşmazmış. Çünkü kulenin içinde bir ejderha yaşadığı söylenirmiş. Ama kimse bu ejderhayı görmemiş.
Küçük bir kız çocuğu olan Ela, bu hikayelere hiç inanmazmış. “Belki de ejderha sadece yalnızdır” diye düşünürmüş. Bir gün cesaretini toplamış ve kulenin kapısına doğru yürümüş. Kapı tahtadan yapılmış ve üzerinde yosunlar birikmiş. Ela kapıyı hafifçe itmiş. Gıcırdayarak açılan kapıdan içeri girmiş. Merdivenler dönerek yukarı çıkıyormuş. Her adımda ayak sesleri taş duvarlarda yankılanmış.
Yukarı çıktıkça loş ışık yerini aydınlığa bırakmış. En tepeye vardığında geniş bir oda görmüş. Odanın ortasında, pırıl pırıl pulları olan bir ejderha uyuyormuş. Ejderha uyanmış ve gözlerini açmış. Ama korkutucu bir ses çıkarmamış. Tam tersine, sıcacık bir gülümsemeyle Ela’ya bakmış. “Merhaba” demiş ejderha. “Benim adım Pırıltı. Seni bekliyordum.” Ela şaşkınlıktan ne diyeceğini bilememiş. Sonra birlikte oturmuşlar ve sohbet etmişler. Pırıltı yalnız olduğunu ve bir arkadaş özlediğini anlatmış. O günden sonra Ela sık sık kuleye gelmiş. İkisi birlikte bulutların üzerinde uçmuşlar, şarkılar söylemişler ve kocaman bir dostluk kurmuşlar.



