Mavi Kuşun En Sevdiği Şarkıyı Bulması


Bir varmış bir yokmuş, mavi tüyleri güneşte parlayan küçük bir kuş yaşarmış. Bu mavi kuşun en büyük hayali, kendisine ait bir şarkı bulmaktı. Her sabah erkenden uyanır, diğer kuşların söylediği melodileri dikkatle dinlermiş. Bülbülün tatlı sesine hayran kalır, kumrunun yumuşak ötüşünü beğenirmiş. Ama hiçbiri onun ruhuna tam olarak hitap etmiyormuş.
Bir gün cesaretini toplamış ve ormanın derinliklerine doğru uçmaya karar vermiş. Yolda karşısına yaşlı bir baykuş çıkmış. Baykuş gözlüklerini düzeltip mavi kuşa sormuş: “Nereye böyle aceleyle?” Mavi kuş içini çekerek cevap vermiş: “Kendime ait bir şarkı arıyorum ama hiçbirini beğenmiyorum.” Baykuş bilgece gülümsemiş ve “Belki de aradığın şarkı dışarıda değil, içindedir” demiş.
Bu sözler mavi kuşun kafasını karıştırmış. Eve dönerken yolda gördüğü her şeye daha dikkatli bakmaya başlamış. Rüzgarın ağaç yapraklarıyla fısıldaşması, derenin taşların üzerinden akarken çıkardığı ses, hatta kendi kanatlarının hafif sesi… Tüm bu sesler birbirine karışmış ve içinde tarif edemediği bir his uyandırmış. Küçük kuş heyecanla titreyerek gagasını açmış. Önce tereddütle, sonra giderek artan bir güvenle kendi sesini duyurmuş ortaya. Bu, daha önce hiç duyulmamış bambaşka bir melodiymiş.
Mavi kuşun şarkısını duyan tüm hayvanlar sessizce dinlemeye başlamış. Tavşanlar kulaklarını dikmiş, sincaplar cevizlerini bırakmış, kelebekler havada asılı kalmış. O an mavi kuş anlamış ki en güzel şarkı, yürekten gelen ve samimi olanmış. Artık her sabah uyandığında kendi bestelediği bu özel melodiyi söylüyor, ormanın dört bir yanına neşe saçıyormuş. Bazen başkalarının sesini taklit etmek yerine, kendi iç sesimizi keşfetmek en doğrusudur.



