Küçük Kelebek Yeni Dostlar Ediniyor


Bir zamanlar, rengârenk çiçeklerle dolu bir bahçede küçük bir kelebek yaşarmış. Kanatları sabah güneşi gibi parlayan bu kelebek, her gün aynı çiçeklerin etrafında uçmaktan sıkılmış. Yeni dostlar edinmek ve bambaşka maceralara atılmak istiyormuş. Bir sabah, hafif bir rüzgarla birlikte bahçenin ötesine doğru süzülmeye karar vermiş.
İlk durağı, yemyeşil yapraklarla kaplı bir çalılık olmuş. Orada, minik bir tırtılın yavaşça ilerlediğini görmüş. Kelebek, “Merhaba, ben Küçük Kanat. Seninle oynamak isterim,” demiş. Tırtıl başını kaldırmış ve tatlı bir sesle, “Benim adım Yaprak. Ne yazık ki henüz uçamıyorum. Ama seninle bir yarış yapabiliriz: Kim daha hızlı bir yaprağın üstüne tırmanır?” diye sormuş. Küçük Kelebek bu fikre çok sevinmiş ve birlikte eğlenceli vakit geçirmişler.
Daha sonra, kelebek yoluna devam etmiş. Bir su birikintisinin kenarında, küçük bir kurbağanın zıpladığını fark etmiş. Kurbağa, “Hoş geldin! Ben Zıpzıp. Burada yalnız başıma oynuyordum. Bana katılmak ister misin?” diye seslenmiş. Küçük Kanat, suyun üzerinde süzülerek Zıpzıp’ın peşinden gitmiş. Birlikte, suya düşen yaprakların altında saklambaç oynamışlar. Kelebek, her yeni dostuyla bahçenin ne kadar geniş ve sürprizlerle dolu olduğunu anlamış.
Gün batımına doğru, kelebek yuvasına dönmek için yola çıkmış. Ama bu kez içi huzurla doluydu. Çünkü öğrenmişti ki, yeni dostlar edinmek için cesur olmak ve ilk adımı atmak yeterliydi. Bahçeye vardığında, tüm çiçekler ona gülümser gibiydi. Küçük Kelebek, yarın yine yeni dostlar arayacağını düşünerek mutlu bir uykuya dalmış.



