Berat’ın Sevgi Çemberinde Dostluk Masalı


Bir varmış, bir yokmuş. Yemyeşil tepelerin arasında, rengârenk çiçeklerle kaplı küçük bir köy varmış. Bu köyde Berat adında, sevgi dolu bir çocuk yaşarmış. Berat’ın en sevdiği şey, dostlarıyla bir araya gelmek ve onlarla oyunlar oynamakmış. Onun kalbi, tıpkı bir çember gibi herkese açıkmış.
Bir gün Berat, köyün meydanında otururken yanına üç arkadaşı gelmiş. Bunlar Ceyda, Mert ve minik Eceymiş. Berat onları görünce çok sevinmiş. “Haydi,” demiş, “bugün Gizemli Orman’a gidelim. Orada yeni bir macera bizi bekliyor olabilir.” Ceyda biraz endişelenmiş. “Ama orası çok karanlık,” demiş. Mert ise hemen atılmış: “Korkma, biz birlikteyiz.” Berat gülümsemiş ve elini uzatmış. “Dostluk çemberimiz her zaman bizi korur,” demiş.
Dört arkadaş, el ele tutuşarak yola koyulmuş. Ormanın girişinde, dalların arasından süzülen altın rengi güneş ışıkları dans ediyormuş. Bir anda, bir ağacın arkasından küçük, gri bir tavşan fırlamış. Tavşanın ayağı bir dikene takılmış ve canı acımış. Minik Ece hemen eğilmiş. “Zavallıcık,” demiş. Berat, tavşanı nazikçe kucağına almış. “Merak etme,” demiş, “sana yardım edeceğiz.” Ceyda cebinden bir mendil çıkarmış, Mert ise biraz su bulmuş. Dikeni çıkarmışlar ve yarayı temizlemişler.
Tavşanın gözleri minnetle parlamış. Arkadaşlar, onu güvenli bir yere bırakmışlar. Tam dönmek üzereyken, tavşan bir çalılığa doğru sekip onlara yol göstermiş. Çalılığın arkasında, yosun kaplı bir taşın üzerinde küçük, yaldızlı bir anahtar duruyormuş. Berat anahtarı almış ve şaşkınlıkla bakmış. “Bu anahtar bir kapıyı açıyor olmalı,” demiş. Arkadaşlarıyla birlikte anahtarın sırrını çözmeye karar vermişler. Bu küçük yardım, onları yepyeni bir dostluğa ve keşfe götürmüş. Ormanın derinliklerinden gelen hafif bir müzik sesi, onlara rehberlik ediyormuş.



