Ahmet’in Mavi Trenle Neşeli Şehir Gezintisi


Güneşli bir sabah, küçük Ahmet pencereden dışarı baktı. Gökyüzü masmaviydi ve kuşlar neşeyle ötüyordu. Birden uzaktan bir düdük sesi duyuldu. Ahmet’in kalbi heyecanla çarpmaya başladı. O sesi çok iyi tanıyordu. Mavi Tren’in sesiydi bu.
Ahmet hemen annesine koştu. “Anneciğim, Mavi Tren geldi! Onunla şehir gezintisine çıkabilir miyim?” diye sordu. Annesi gülümsedi ve başını salladı. “Tabii ki,” dedi. “Ama akşam yemeğine kadar evde olmalısın.” Ahmet çok sevinmişti. Mavi Tren’e binmek onun en büyük hayaliydi.
Ahmet istasyona koştu. Mavi Tren oradaydı, upuzun ve capcanlı. Tıpkı bir dev gibi duruyordu ama çok dost canlısıydı. Ahmet vagona bindi ve camın kenarına oturdu. Tren hareket ettiğinde, şehir bir film şeridi gibi akıp geçmeye başladı. Önce büyük bir park gördü. İçinde çocuklar salıncakta sallanıyordu. Sonra yüksek bir köprüden geçtiler. Nehir aşağıda pırıl pırıl parlıyordu.
Bir süre sonra kondüktör geldi. “Biletini görmek isterim,” dedi. Ahmet cebini yokladı ama bileti bulamadı. Yüzü bembeyaz oldu. “Bileti düşürmüş olmalıyım,” diye fısıldadı. Kondüktör gülümsedi. “Merak etme,” dedi. “Bazen küçük yolcular biletlerini kaybeder. Ama şanslısın, çünkü Mavi Tren’in her zaman yedek bileti vardır.” Kondüktör cebinden yepyeni bir bilet çıkardı ve Ahmet’e verdi. Ahmet rahat bir nefes aldı.
Tren bir tepeye tırmanırken, Ahmet aşağıdaki evleri seyretti. Her ev farklı bir renkti. Kimi sarı, kimi kırmızı, kimi de yeşildi. Şehir, yukarıdan rengarenk bir halıya benziyordu. Ahmet elini salladı ve birkaç çocuk da ona el salladı. İşte bu yüzden Mavi Tren çok özeldi. Herkesi mutlu ediyordu.
Gün batımına doğru tren yavaşladı. Ahmet evine yaklaştıklarını anladı. İstasyonda annesi onu bekliyordu. Ahmet trenden indi ve arkasına dönüp baktı. Mavi Tren’e el salladı. “Yarın yine gelirim,” diye bağırdı. Tren de üç kısa düdük çalarak ona cevap verdi. Ahmet eve dönerken içini tarifsiz bir mutluluk kaplamıştı.



