Suyun Üzerinde Zıplayan Cıvıl Cıvıl Kurbağalar


Bir varmış, bir yokmuş. Yeşil yaprakların suya değdiği küçük bir göl varmış. Bu gölde cıvıl cıvıl küçük kurbağalar yaşarmış. Günlerden bir gün, minik bir kurbağa olan Zıpzıp, suyun üzerinde bir böcek görmüş. “Vak vak, onu yakalamalıyım,” demiş kendi kendine. Ama böcek çok hızlıymış. Zıpzıp arkasından atlamış, bir daha atlamış, bir daha. Derken bir nilüfer yaprağına konmuş. Yaprak hafifçe sallanmış. Ne güzel bir salıncak bu böyle, diye düşünmüş.
Tam o sırada, yanına arkadaşı Fırfır gelmiş. Fırfır, sırtında minik benekleri olan sevimli bir kurbağaymış. “Zıpzıp, neden bu kadar heyecanlısın?” diye sormuş. Zıpzıp, böceği anlatmış. Fırfır gülmüş. “Böcekler uçar, biz zıplarız,” demiş. İkisi birlikte gölün kenarına oturmuşlar. Suyun içinde kendi yansımalarını izlemişler. Birden Zıpzıp’ın ayağı kaymış ve plop diye suya düşmüş. Fırfır endişelenmiş. Ama Zıpzıp suyun içinde neşeyle yüzüyormuş. “Vak vak, su çok serin!” diye bağırmış.
O günden sonra Zıpzıp, suyun üzerinde oynamanın farklı yollarını keşfetmiş. Bazen bir yaprağın üstünde süzülüyor, bazen de suya sıçrayıp dalgaların oluşmasını izliyormuş. Fırfır da ona katılmış. İkisi birlikte, gölün en eğlenceli zıplayanları olmuşlar. Akşam olduğunda, yıldızlar suya yansımış. Kurbağalar yorgun ama mutlu bir şekilde uykuya dalmışlar. Rüyalarında bile zıplıyorlarmış.



