Rüzgarlı Köyde Uçurtma Peşinde Koşan İki Kardeş


Bir varmış bir yokmuş. Rüzgarın hep estiği bir köy varmış. Bu köyde iki kardeş yaşarmış. Birinin adı Efe, diğerinin adı Elif. Efe abi, Elif ise küçük kız kardeşmiş. Bir gün köyün meydanında rengarenk bir uçurtma görmüşler. O uçurtma o kadar güzeldi ki gözlerini alamamışlar. Rüzgar uçurtmayı alıp götürmüş. İki kardeş hemen peşinden koşmaya başlamış.
Efe, “Hadi Elif, yakalayacağız!” diye bağırmış. Elif’in minik bacakları hızlı hızlı koşarmış ama yetişemezmiş. Uçurtma bir ağacın dalına takılmış. Tam o sırada rüzgar biraz durmuş. Efe, “Bekle ben onu alırım,” demiş. Ama ağaç çok yüksekmiş. Efe zıplamış, zıplamış ama yetişememiş. Elif üzgün üzgün bakmış. “Abi, uçurtmamız gitti,” demiş. Efe, “Merak etme,” demiş. “Sakin olalım, bir yolunu buluruz.”
Köyün bilge yaşlısı Dede Ali onları görmüş. “Ne oldu çocuklar?” diye sormuş. Efe durumu anlatmış. Dede Ali, “Bazen en iyi çözüm, durup düşünmektir,” demiş. Sonra cebinden bir yumak ip çıkarmış. “Alın bunu,” demiş. “İpi taşa bağlayın, ağaca fırlatın. Uçurtma belki düşer.” İki kardeş hemen denemiş. İpi sallamışlar, sallamışlar. Derken bir taş dala çarpmış. Uçurtma hafifçe sallanmış ama düşmemiş. Elif çok üzülmüş. “Olmayacak,” demiş.
Tam o sırada rüzgar yeniden başlamış. Rüzgar öyle bir esmiş ki ağacın dalları sallanmış. Uçurtma bir anda kurtulmuş ve aşağı süzülmüş. Efe hemen uçurtmayı yakalamış. “Tuttum!” diye bağırmış. Elif sevinçle zıplamış. Dede Ali gülümsemiş. “Gördünüz mü?” demiş. “Biraz sabır, biraz da rüzgarın yardımıyla her şey olur.” İki kardeş uçurtmayı alıp teşekkür etmiş. Sonra birlikte uçurtmayı yeniden uçurmuşlar. Rüzgar onları dinlermişçesine hafif esmiş. O gün köyde iki kardeşin kahkahaları rüzgarla birlikte dans etmiş.



