Şeker Dağında Saklı Altın Anahtar


Bir varmış bir yokmuş, şekerden dağların ardında küçük bir köy varmış. Bu köyde yaşayanlar her gece gökyüzüne bakıp parlayan yıldızları sayarlarmış. En küçükleri ise minik bir tavşanmış. Adı Pofuduk’muş. Pofuduk’un en sevdiği şey, büyükannesiyle birlikte şeker dağının eteklerinde yürüyüş yapmakmış.
Bir gün büyükanne, Pofuduk’a bir sır vermiş. “Şeker dağının zirvesinde, yosunların altında saklı bir altın anahtar var,” demiş usulca. “Bu anahtar, kalbin en derin dileğini gerçekleştirirmiş.” Pofuduk’un gözleri kocaman olmuş. Hemen yola koyulmaya karar vermiş. Yanına sepetine bir parça bal ve bir dilim peynir koymuş. Arkadaşı sincap Ceviz de ona katılmış. “Beraber gidelim, daha eğlenceli olur,” demiş Ceviz neşeyle.
Yokuş yukarı tırmanırken ayakları biraz yorulmuş. Taşlar kayganmış, rüzgar hafiften esiyormuş. Bir ara Pofuduk dengesini kaybedip yuvarlanmış. Dizini biraz sıyırmış ama ağlamamış. Ceviz hemen bir yaprak getirip yarasının üstüne koymuş. “Devam etmeliyiz,” demiş Pofuduk kararlılıkla. Yolda karşılarına bir dere çıkmış. Suyun üstündeki taşlara basa basa geçmişler. Her taşın üstünde biraz dinlenmişler.
Tam zirveye yaklaşırken bir mağara görmüşler. Mağaranın ağzı sarmaşıklarla kaplıymış. İçeriden tatlı bir müzik sesi geliyormuş. “Anahtar burada olmalı,” demiş Pofuduk fısıltıyla. İkisi birlikte sarmaşıkları aralamış. İçeride yosunların arasında parlayan bir şey varmış. Altın anahtar işte oradaymış. Pofuduk onu alırken elleri titremiş. Anahtar sıcacıkmış, sanki onu bekliyormuş.
Tam o sırada bir baykuş belirmiş. “Bu anahtarı bulan cesur olur,” demiş baykuş derin bir sesle. “Onu kullanmak ise bilgelik ister. Dileğini iyi seç küçük tavşan.” Pofuduk bir an durmuş. Ne dileyeceğini düşünmüş. Sonra gülümseyerek anahtarı gökyüzüne doğru kaldırmış. “Dileğim,” demiş, “herkesin evinde her gün bir parça şeker olsun. Kimse aç kalmasın, herkes mutlu olsun.” O anda etraf ışıklarla dolmuş. Dağın her yerinden şeker taneleri dökülmeye başlamış. Köydeki bütün çocuklar sevinçle bağırmış.



