Yıldızları Sayan Uyku Perisinin Sıcacık Masalı


Bir varmış bir yokmuş. Gece gökyüzünde en parlak yıldızların altında, küçük bir uyku perisi yaşarmış. Adı Lila’mış. Lila’nın en sevdiği iş, uyku vakti gelen çocukların pencerelerine sıcacık bir uyku tozu serpmekmiş. Ama bu gece Lila’nın işi biraz zorlaşmış. Çünkü minik bir tavşan olan Pıtırcık, yıldızları saymaya başlamış ve bir türlü uyuyamıyormuş.
Lila, Pıtırcık’ın odasına usulca süzülmüş. Tavşanın yatağının yanındaki küçük lamba hâlâ yanıyormuş. Pıtırcık gözlerini kocaman açmış, tavana bakıyormuş. “Bir, iki, üç,” diye sayıyormuş. Lila gülümsemiş. “Merhaba Pıtırcık,” demiş usulca. “Saymayı bıraksan iyi olur. Çünkü yıldızlar sayılmaz, seyredilir.” Pıtırcık şaşırmış. “Ama uyumam lazım,” demiş. Lila cevap vermiş: “Sana bir sır vereceğim. Gözlerini kapat ve en sevdiğin rengi düşün. O renk seni yavaşça bir bulutun üzerine taşıyacak.”
Pıtırcık söyleneni yapmış. Önce pembeyi düşünmüş, sonra maviyi. Ardından göz kapakları ağırlaşmış. Lila, avucundaki sıcacık uyku tozunu usulca Pıtırcık’ın başının üzerine serpmiş. Tozlar, minik kristaller gibi havada süzülmüş. Tavşanın nefesi yavaşlamış. Lila, pencereden dışarı bakmış. Ay çok parlıyormuş. Gökyüzünde binlerce yıldız varmış. Ama Lila biliyormuş ki, her çocuğun uykusu bir yıldızdan daha değerli.
Lila, odadan çıkmadan önce Pıtırcık’ın yastığının altına küçük bir taş bırakmış. O taş, gündüzleri parlamazmış ama geceleri hafifçe ışıldarmış. Sabah uyanan Pıtırcık, bu taşı bulunca Lila’nın masalını hatırlayacakmış. Ve o geceden sonra, her uyku vaktinde sadece gözlerini kapatıp en güzel rengi düşünecekmiş. Lila da her gece, başka çocukların pencerelerine uçup gidecekmiş. Yıldızlar hâlâ sayılmazmış. Çünkü onlar, uyuyan çocukların nefesiyle parıldarmış.



