Gizemli Ormanda Kaybolan Küçük Tavşanın Hikâyesi


Bir varmış, bir yokmuş. Yemyeşil bir ormanın kenarında, minik bir tavşan ailesi yaşarmış. Bu ailenin en küçük üyesi, pamuk gibi bembeyaz tüyleriyle Pamuk adında bir tavşancıkmış. Pamuk, her sabah erkenden uyanır, annesi ve babasıyla birlikte havuç tarlasına gidermiş. Ama bir gün, parlak bir kelebeğin peşine takılıp ormanın derinliklerine dalmış.
Kelebek, alaca karanlıkta bir o yana bir bu yana uçuyormuş. Pamuk da onu kovalarken farkında olmadan evinden çok uzaklaşmış. Etrafına bakındığında her yer aynı görünmeye başlamış. Uzun ağaçlar, yosunlu taşlar ve bilmediği çiçekler… Minik kalbi hızla çarpmaya başlamış. Kaybolduğunu anlamış ve gözlerinden yaşlar süzülmüş.
Tam o sırada, dalların arasından bilge bir baykuş seslenmiş: “Merak etme küçük dostum, kaybolmak bazen yeni şeyler keşfetmektir.” Pamuk, gözyaşlarını silmiş ve sormuş: “Peki ya evimi nasıl bulacağım?” Baykuş, kanadıyla bir patikayı işaret etmiş. “Şu yıldız çiçeklerini takip et,” demiş. “Onlar seni güvenle ailene götürür.”
Pamuk, cesaretini toplamış ve yürümeye başlamış. Yolda bir sincapla karşılaşmış. Sincap ona bir ceviz vermiş. Küçük bir kirpi ise dikenli sırtında bir tutam yonca taşımış. Her yeni arkadaş, Pamuk’a biraz daha yol göstermiş. Nihayet, güneş batarken tanıdık kokuları duymuş. Annesi ve babası onu endişeyle bekliyormuş. Pamuk, kocaman bir sarılmayla karşılanmış ve o günden sonra ormanda keşfe çıkarken hep yanına bir dost almış.



