Büyülü Bahçede Çiçeklerle Konuşan Çocuk


Bir zamanlar, ormanın hemen kıyısında küçük bir evde yaşayan bir çocuk varmış. Adı Ege’ymiş. Ege’nin en sevdiği yer, evlerinin arkasındaki büyülü bahçeymiş. Bu bahçe diğer bahçelere benzemezmiş. Çiçekler, rüzgarla sallandıkça mırıldanır, yapraklar fısıldaşırmış. Bir gün Ege, bahçede dolaşırken bir gülün ona baktığını fark etmiş. Gül, yapraklarını hafifçe titreterek sanki bir şey söylemek istemiş. Ege çok şaşırmış ve usulca yaklaşmış.
Ege, güle dokunmaya korkmuş ama merakı ağır basmış. Parmağını uzatmış ve yapraklarına hafifçe dokunmuş. O anda gül, tatlı bir sesle konuşmaya başlamış. “Merhaba Ege,” demiş. “Seni bekliyordum.” Ege’nin gözleri kocaman olmuş. Çiçeklerle konuşabilmek ne büyük bir mucizeymiş! Gül, ona bahçedeki bütün çiçeklerin aslında birer hikaye anlattığını söylemiş. Her birinin kendine özgü bir sesi ve anlatacak bir masalı varmış.
O günden sonra Ege, her akşamüstü büyülü bahçeye gelmiş. Papatyalar ona güneşin yolculuğunu anlatmış. Menekşeler toprağın derin sırlarından bahsetmiş. Laleler ise renklerini nasıl bulduklarını fısıldamış. Ege, artık yalnız olmadığını anlamış. Bahçe onun en iyi arkadaşı olmuş. Çiçeklerin dilini öğrenmek, ona doğanın ne kadar canlı ve güzel olduğunu göstermiş. Ve Ege, bu sırrı kalbinde saklamış, her gün biraz daha büyüyen bu dostluğun tadını çıkarmış.



