Bahar Rüzgarıyla Uçuşan Kelebeklerin Dansı


Ilık bir bahar günüydü. Minik bir tırtıl olan Pıtırcık, yemyeşil bir yaprağın üzerinde uyukluyordu. Birden hafif bir rüzgar esti ve yaprak sallandı. Pıtırcık gözlerini açtı. Etraftaki tüm kelebeklerin dans ettiğini gördü. Kanatları rengarenkti. Kimi mavi, kimi kırmızı, kimi de sarıydı. Pıtırcık çok üzüldü. O da uçmak istiyordu ama henüz bir kelebek olamamıştı.
O sırada yanına minik bir kız çocuğu geldi. Adı Ela’ydı. Ela, Pıtırcık’ın üzgün olduğunu fark etti. “Neden bu kadar üzgünsün?” diye sordu. Pıtırcık başını kaldırdı. “Uçamıyorum,” dedi. “Herkes uçuyor ama ben yaprağa yapışık kaldım.” Ela gülümsedi. “Sabırlı ol küçük dostum,” dedi. “Her şeyin bir zamanı var.” Ela, Pıtırcık’ın yanına oturdu ve birlikte kelebekleri izlemeye başladılar.
Rüzgar yine esti. Bu kez daha güçlüydü. Kelebeklerin dansı hızlandı. Pıtırcık, onların kanatlarında güneşin parıltısını gördü. “Bir gün ben de onlar gibi olacağım,” diye fısıldadı. Ela onu duydu ve elini uzattı. “O zaman ben de seni izlemeye gelirim,” dedi. Pıtırcık’ın içini bir sıcaklık kapladı. Belki de beklemek çok zor değildi. Hele bir arkadaşınız varsa.
Günler geçti. Pıtırcık kendi küçük kozasını ördü. İçinde günlerce bekledi. Ta ki bir sabah, güneş pırıl pırıl doğana kadar. Kozasından çıktığında kanatları ıslak ve parlaktı. Rüzgar tekrar esti. Pıtırcık kanatlarını açtı. Havalandı ve Ela’nın yanına kondu. Ela sevinçle güldü. “İşte oldu!” dedi. Pıtırcık artık bir kelebekti. Bahar rüzgarıyla birlikte o da diğer kelebeklerin arasına karıştı. Dansları hiç bitmedi.



