Ceylin’in Uslu Ayıcığı ve Uyku Masalı


Bir varmış, bir yokmuş. Küçük bir kız çocuğu varmış, adı Ceylin’miş. Ceylin’in en sevdiği oyuncağı, yumuşacık bir ayıcıkmış. Bu ayıcığın adı Uslu’ymuş. Uslu, kahverengi tüyleri ve minik siyah burnuyla herkesi kendine hayran bırakırmış. Ama Ceylin, Uslu’yu sadece gündüzleri değil, geceleri de yanından ayırmazmış.
Her akşam, güneş battığında Ceylin’in annesi onu yatağına götürürmüş. Odasına girdiklerinde, perdelerin arasından sızan ay ışığı yere minik gümüş lekeler bırakırmış. Ceylin, pijamalarını giyer, Uslu’yu kucağına alır ve usulca battaniyesinin altına girermiş. Ama o gece, bir türlü uykusu gelmemiş. Gözlerini kocaman açmış, tavandaki gölgelere bakmış. “Anne, uyumak istemiyorum,” demiş hafif bir sesle. Annesi başını okşamış, “O zaman Uslu sana bir masal anlatsın,” diye fısıldamış.
Ceylin, Uslu’yu kulağına yaklaştırmış. Ayıcık, sanki canlanmış gibi minik bir sesle konuşmaya başlamış. “Gel, seni büyülü bir ormana götüreyim,” demiş. Ceylin gözlerini kapatmış. Birden kendini yemyeşil ağaçların arasında bulmuş. Ağaçların dallarında parlayan ateş böcekleri, yolu aydınlatıyormuş. Uslu, onu elinden tutmuş ve bir derenin kenarına götürmüş. Derenin suyu, şırıl şırıl akıyor ve ay ışığını yansıtıyormuş. Ceylin, bu sessiz ve huzurlu yerde kendini çok güvende hissetmiş.
O sırada, bir tavşan yanlarına gelmiş. Tavşanın tüyleri bembeyazmış ve gözleri zümrüt gibi parıldıyormuş. “Merhaba Ceylin,” demiş tavşan. “Neden uyumuyorsun?” Ceylin, “Bilmiyorum, gözlerim kapanmıyor,” diye cevap vermiş. Tavşan gülümsemiş ve ona küçük bir yaprak uzatmış. “Bu yaprağın üzerinde bir uyku şarkısı var. Onu dinle,” demiş. Ceylin yaprağı kulağına götürmüş. Yapraktan hafif bir melodi yükselmiş, tıpkı bir ninni gibi. Göz kapakları yavaşça ağırlaşmaya başlamış.
Uslu, onu tekrar kollarına almış. Büyülü orman yavaşça kaybolmuş. Ceylin, kendini yeniden sıcacık yatağında bulmuş. Uslu’yu sıkıca göğsüne bastırmış. Annesi kapıdan içeri bakmış ve gülümsemiş. Ceylin’in gözleri kapalıymış, dudaklarında hafif bir gülümseme varmış. O gece, Uslu’nun fısıldadığı masallarla mışıl mışıl uyumuş.



