Oyuncak Trenle Uzak Diyarlara Seyahat


Küçük Ali, odasının halısına serdiği mavi bir örtünün üstünde oturuyordu. Örtü, upuzun bir nehir gibiydi. Ali, elindeki kırmızı oyuncak treni bu nehrin kıyısına bıraktı. Trenin tekerlekleri, halının tüylerine hafifçe gıcırdadı. Ali, trene bir yolcu arıyordu. Yanında, peluş bir tavşan olan Pamuk vardı. Pamuk, trenin vagonlarından birine sıkışmış, dışarı bakıyordu. Ali, tavşanı nazikçe çıkardı ve onu lokomotifin hemen arkasındaki vagona oturttu. “Haydi Pamuk,” dedi Ali fısıldayarak, “çok uzaklara gideceğiz.”
Tren hareket etti. Önce yavaşça, sonra biraz daha hızlı. Ali, trenin önüne bir kitap yığını koydu. Bu, kocaman bir dağdı. Tünel dedi Ali, kitabın altından geçerken. Tren, dağın içinde bir süre kayboldu. Sonra diğer taraftan çıktı. Karşısında, yastıklardan yapılmış bir orman vardı. Yeşil yastıklar ağaç, mavi yastıklar göl olmuştu. Tren, gölün kenarından geçerken durdu. Ali, cebinden çıkardığı küçük bir taşı Pamuk’a gösterdi. “Bak,” dedi, “bu bir hazine. Bu ormanda bulduk onu.”
Tam o sırada, trenin raylarından biri yerinden oynadı. Plastik ray, kıvrılıp yan yattı. Tren durdu. Ali, kaşlarını çattı. Bu küçük bir sorundu. Pamuk endişeyle Ali’ye baktı. Ali, derin bir nefes aldı. Rayı dikkatlice yerine oturttu. Parmaklarıyla sıkıca bastırdı. “Tamam,” dedi, “artık daha sağlam.” Tren yeniden yoluna koyuldu. Ali, bu sefer trenden inmeye karar verdi. Pamuk’u da yanına aldı. İkisi birlikte, halının üzerinde yürümeye başladılar. Tıpkı birer kâşif gibiydiler. Ali, bir kalem alıp bir kağıda küçük bir harita çizdi. Haritanın üstüne bir yıldız koydu. “İşte,” dedi, “burası evimiz. Ama şimdi uzaklardayız.”
Güneş, pencereden süzülen altın rengi bir ışıkla odayı doldurdu. Ali, bu ışığın bir nehir olduğunu düşündü. Tren, bu nehrin üzerinde yüzüyor gibiydi. Pamuk, Ali’nin kucağına oturdu. İkisi, trenin geçtiği yerleri hayal ettiler. Karlı dağlar, sıcak çöller, balık dolu denizler. Ali, sonunda treni durdurdu. Gözlerini kapattı. Uzak diyarlara yaptığı bu küçük yolculuktan sonra, evin ne kadar güzel olduğunu anladı. Tren, halının üzerinde sessizce bekliyordu. Pamuk da Ali’nin yanında, uykuya dalmıştı bile.



